Mektup . . . Ağzı bantlanmış renkli kağıtların içine sığdırabildiğimiz özlemler , yepyeni dünyalar , korkular . . . Hayatımın en büyük tutkularından biri . Çocukluğumdan beri yazmayı seven biri olmuşumdur . Mürekkebin kağıtla buluşup yeni dünyalar kurmasına her zaman hayran kalırım . Okulda kavga ettiğim arkadaşıma özürümü yazıyla dile getirir ; hiç ulaşmayacak birine , gönderilmeyecek olan mektuplar yazardım . Yazmaya olan bu aşkımdan dolayı yurt dışına taşınan bir arkadaşımla sosyal medyadan yazışmak yerine mektup yazmaya kadar verdim . Mektuplaşmaya olan susuzluğumu birazcık giderince neden ' gerçek ' bir mektup arkadaşı aramadığımı düşündüm . Hemen internetten mektup arkadaşı aramaya başladım . Uzun bir arayıştan sonra İstanbul'da yaşayan birinin adresini aldım . Adresi aldıktan hemen sonra o kişi hakkında her şeyi hem geçmişten hem kafamdan sildim . Çünkü gerçek bir mektup arkadaşıyla ilgili bilgiler sadece mektup yoluyla edinilebilir .
Genelde sabırsız olan taraf olduğum için ilk mektupları ben yollamayı isterim . Fakat cevabın geleceği o süre zarfında da kaç kere pişman olurum . İlk mektubumu uzun bir süreden sonra elime aldığımda dünyalar benim olmuştu . Sanki dokuz ay boyunca bebeğini sabırla karnında taşıyan bir annenin ilk dokunuşu gibiydi çocuğuna . Eve merdivenleri üçer üçer atlayarak çıkmıştım . Anneme haberi müjdeleyip hemen okumaya başlamıştım .
O zarfın içinden çıkanlar beni başka bir galaksiye götürmüştü sanki . Hiç beklemeden cevabı yazmıştım .
O mektubun elime geçtiği ilk günden beri zarfların
olduğu her yer bana güzel . Yeter ki bantları açılmamış olsun . . .
Yazımı Zülfü Livaneli'nin çok sevdiğim bir şiiriyle bitiriyorum .
''Mektup
Bir mektup Üç satır yazı Gönlünün karası Tırmalamış ak kağıdı Üç satır kara tırmık Gönlünün karası Tırmalamış ak kağıdı Bir sevda Bir kara sevda Gönlünün sızısı '' |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder