31 Temmuz 2016 Pazar

Temmuz 2016

    Yazın en kavurucu sıcaklarının yaşandığı temmuz ayını da tatillerle geride bıraktık.Bir buçuk hafta boyunca şehir dışında olduğum için okuma hızım beklediğim gibi değildi ama yine de dört kitap okuyabilmişim.




1)Rauda Jamis-Frİda Kablo Ask ve Acı
Yorumumu blogda bulabilirsiniz.




2)Amin Maalouf-Uzaktan Aşk
   Maalouf'dan hic görmeden sevdalanan ve hasreti için siirler, şarkılar yazan bir aşığın hikayesi.Bu hikaye su zamana kadar bir çok sahnede opera olarak sahnelenmiş.Umarım bir gün biz de izleyebiliriz.
3)Gabriel Garcia Marquez-Kırmızı Pazartesi
    İkinci kez okuduğum bu İspanyol edebiyatının çok bilinen eseri bana yine biraz ağır geldi.Bir cinayet romanı diyebileceğimiz bu tarz kurgular pek bana göre değil ama dilinin de çok yalın olduğunu söyleyemeyeceğim.Üçüncü kez daha okuyacakmışım gibi geliyor.
4)Pablo Neruda-Kuşlar Sanatı
   Her bir kuş türüne bir şiir atfeden Neruda,yine çok güzel imgelemelerle kuşlara pek sempatisi olmayan benim bile keyif alarak okumamı sağladı.Çeviri olduğu için bazı şiirleri çok benimseyemesem de bir çırpıda bitti ve çok da keyifliydi.

   Yedinci ay da boyle terleye terleye bitti.Ağustosta daha çok gezip,okuyup,ferahlamamız dileği ile.

20 Temmuz 2016 Çarşamba

#11 (Rauda Jamis-Frida Kahlo Aşk ve Acı)





Everest Yayınları
1982
304 sayfa
---


''Durmaksızın ötekileştirilen hayatında kaderine razı olmayı değil,efsane olmayı seçen Frida,ölümü de yaşamı gibi başında çiçeklerle her zamanki güzelliğiyle karşılamıştır.''(Arka kapak)

   Çağımızda da şöhretini hala koruyan ve binlerce hayranı olan sürrealist ressam (her ne kadar kendisi sürrealist iddialarına ''Unutmayın,düşlerimi değil,kendi gerçeğimi resmediyorum ben.''diyerek karşılık verse de);Frida Kahlo.Acıyla nasıl yaşanılabildiğini öğreten ve bu yaşamı çiçekli portrelerle süsleyen bir yüreğin biyografisi.
   Kitapta yapılan üçüncü kişili anlatımların haricinde aralarda Frida'nın kendi ağzından olan bölümleri,Alejandro'ya ve Diego'ya yazdığı mektuplar da bulunuyor.Biyografi okumaktan çok haz etmeyen bir insan olarak bu kitapta sanki bir kurgu okuyormuş gibiydim.Çok ilgi çekici olan bu yaşama şahit olmak;yazarın anlatımıyla daha da zevk alınacak hale gelmiş.
   Belki giriş bölümünün biraz uzun sürdüğünü söyleyebilirim ama yine de bahsettiğim mektuplar yardımıyla hız kesmeden okunabilir noktaya geliyor.En son sayfadaki renkli fotoğrafarın olduğu sayfalara da bol bol gidip geldim.
   Aşk ve Acı'yı birkaç hafta önde D&R'in 10tl indiriminden almıştım muhtemelen kampanya hala devam ediyordur.Etmiyorsa bile;her zaman hakkında bir şeyler duyduğumuz ama tanıyamadığımız bu güzel kadını öğrenmek amacıyla hemen edinmenizi öneriyorum.

   Bunlar da benim altını çizdiğim cümleler;
''İnsan zaten kendisinin celladıyken,başkalarının cezalarına nasıl aldırmazlık edebilirdi ki?''
''Başıma gelen en iyi şey,acı çekmeye alışmaya başlamam.''
''İsyan etmek isterdim ama yıkım öyle yoğun ki edemiyorum.''
''Çektiğiniz acı,resimlerinizde bir şiire dönüşmüş.''
''Sezgi ve duyarlılık gücüne sahipti,işte bu yüzden şairdi.''
''Bence insanın acısını gömmesi,içten içe o acı tarafından,bulanık ve anlamsız yollardan geçerek kemirilmesi demektir.''
''İyileşmek mi?'' dedi Frida ''Ama ben hasta değilim ki,kırık döküğüm.Aynı şey değil,anlıyor musunuz?''

16 Temmuz 2016 Cumartesi

Geçirdiğim en uzun gece. 16 Temmuz 2016

   Akşam olmuş,bir mısra fısıldıyor;
 ''Bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir baylar.''
   Şiirler okuyorum,yaşamın ne kadar büyüleyici olduğunu düşünüp hayran kalıyorum bir defa daha.
   Sonra bir mesaj sesi 'Neler oluyor?'
   Evdekiler birbirine soruyor 'Savaş mı çıktı?'
   Beş dakika sonra hepimiz televizyonun karşısında şaşkınlıkla bekliyoruz.Durumun öyle bir tuhaflığı var ki ben en son televizyon ekranına böyle baktığımda Sihirli Annem izliyordum,ailecek en son ilkokuldayken bir arada televizyon izlemiştik.
   Olayı kavramamız uzun zaman alıyor.Ekranda jetlerden bahsederken kulağıma dışarıdan sesler geliyor.Canlı bir filmdeymiş gibi bakıyoruz etrafımıza.
   Yapılan açıklamadan sonra öğreniyoruz ki bir 'darbe girişimi'ne tanık oluyormuşuz,saniye saniye.Sonra üst üste videolar geliyor,mesajlar yağıyor ve birden Trt'de bir sessizlik.
   Durumun getireceği sonuçları tahmin etmeye çalışıyorum,kendimi parçalara ayırıp saklayasım geliyor.Korkuyorum.
   Kulaklarımdaki sesler devam ederken,yayın birden tekrar başlıyor.Spikerin sesi bedenimde titremelere yol açıyor.Kafamda sahneler dönüyor,ekrana kilitlenmiş bir millet; V For Vandetta.
   Filmi izlerken ileride bir gün onun oyuncularından olacağım aklıma hiç gelmemişti doğrusu.
   Bildiri sonlanıyor evdeki herkes birbirine ''Neler oluyor,bundan sonra ne olacak?'' der gibi bakıyor.
   Sonrasında hızla gelişen olaylar;durmayan uçak sesleri,sokaklardaki tanklar.Ve birden sokaktan sesler geliyor;tekbir sesleri.Aslında ürkmemem gerek çünkü sokaklarda hürriyet var;sokaklar halkın sesi,özgürlük marşlarını söylediğim zamandaki evim.Ama aklıma askerler geliyor,silahlar geliyor ve titriyorum korkudan.Bu gecenin sabahı olacak mı acaba?
   Gözlerimden üzüntü ve uyku birlikte akıyor,ama her şey o kadar hızlı gelişiyor ki sabah uyandığımda süprizle karşılaşmamak için direniyorum televizyon karşısında.Bomba haberleri geliyor.Hayatımın en güzel anlarında sokakta yürürken bana eşlik eden bombalar.Ne zaman bitecek diye düşünmekten yorulduğumuz.
   Ekranımızı askerler sarıyor,filmdeki senaryo böyle gitmiyordu oysa.Yüz ifadeleri daha farklıydı o zaman.
  Kulağımda camiden gelen sesler.Geceleri ürktüğüm ses daha korkunç geliyor.Sokakların fotoğrafları önümde ve düşünüyorum nerede kardeşlik ve hoşgörü,nerede hep yazılan ama bir türlü uygulanmayan.
   Sonra yoruluyorum.Hayran kaldığım 'yaşamak' olgusunda en kötü gecemi geçirdiğim için.Yoruluyorum,güzelim toprakları yetiremediğimiz ve insanlığın en başından beri kırdığımız için.Yoruluyorum,sela seslerini ve uçak sesleri duymaktan yoruluyorum.
   Şair tekrar mırıldanıyor o zaman;
''Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
ve dağılmış pazar yerlerine memleket.''
   Söz şahit oluyor geceme,hayatımı not ettiğim blogumda da 'geçirdiğim en uzun gece'.