
Ve yeni bir senenin ilk ayı.Sınav haftalarıyla,tatillerle,gezmelerle geçen bir ay oldu ve ben bu ayda sekiz kitap okuyup iki oyun izledim.(Bu arada bu sene kullanacağım duvar takvimim her ay uyandığımda okuyabileceğim güzel sözlere ev sahipliği yapıyor yanda gördüğünüz.)
1)#Cehennem-İstanbul DT
Turne için Ankara'da olan bu oyun gerek dekorlarıyla gerek ışığla ve kurgusuyla bizi bambaşka dünyalara götürdü.Bizim deepweb olarak bildiğimiz platformun bir insanı nasıl intihara yönelttiğine dair bir oyundu.Sahne geçişlerinde çalan müziklerin hazzı oyunun ilginçliğiyle birleşince tadına doyulmaz bir gösterime şahit olmuş olduk.Denk gelir de izleme şansınız olursa hiç düşünmeyin derim.
2)Grönholm Metodu-Ankara DT
Sevdiğim şeylere tekrar tekrar dönmek hayatta en zevk aldığımdır.Bu sefer Büyük Tiyatro'da izlediğim bu oyun her saniyesini bilmeme rağmen hiç sıkmadı.Bir daha git deseler düşünmeyeceğim bir gösterim.
---------
1)Luigi Pirandella-Biri,Hiçbiri,Binlercesi
Arkadaşımdan delicesine övgülerini duyduğum İtalyan Edebiyatı'na bu eserle giriş yaptığım için çok mutluyum.Bu ay okuduğum çoğu kitabı fuardan Aylak Adam standından öneriler üzerine aldım.Bu da varoluşu sorgulayan bir yazar bildirisinden sonra almaya karar verdiğim bir kitaptı.Okumaya başladıktan sonra şaşırtıcı bir derecede akıcı gitti.İnsanın kaç hali var? sorusu üzerine yazılmış bir kitap ve bu konuda çok ilginç noktalara parmak basılmış.Bundan sonra İtalyan Edebiyatı'na dair kitapları daha çok edineceğim anlaşılmış oldu galiba.Biri,Hiçbiri,Binlercesi'ni de şiddetle tavsiye ediyorum.
2)Stefan Sweig-Amok Koşucusu
Bu da fuardan aldığım,çok beğendiğim,ay içinde yorumunu yaptığım bir eserdi.Yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

3)Hakan Günday-Zargana
Hakan Günday'ın diğer kitapları gibi bu da kaybolmuş bir bireyin hikayesini barındırıyor.Kitabın arka kapağını okuduğunuzda daha çok tecavüz noktasında durulacağını düşünebilirsiniz fakat o kısım sadece bir başlangıç olarak verilmiş.Hakan Günday'ı ve kalemini tanımak için kısa ve güzel bir eser.Başlamak isteyenlere önerilir.

4)Henry David Thoreau-Walden Ormanda Yaşam
Okurken çok zevk aldığım fakat anlamadığım bir sebepten dokuz güne bitiremediğim bir kitap.Thoreau 19.yüzyılın sonlarında Amerika'da yeni bir akım başlatan,sonrasında yazdığı bu eseri bir çok insana kaynak ve ilham olmuş yazar.Kitapta şehir yaşamını reddettiği ve kendine doğada yer bulduğu zamanları var.Her bakımdan doğada bir insan nasıl var oluru okuyoruz bu eserde.Çok değerli geri dönüp okuyacağıma tekrar emin olduğum bir kitap.

5)Zülfü Livaneli-Arafat'ta Bir Çocuk
Zülfü Livaneli okumaya karar vermemden sonra D&R'in kampanyasından Arafat'ta Bir Çocuk'u aldım ve sıkılmadan okuyabildim.İçinde kısa kısa hikayeler barındıran bu kitap bir solukta okunuyor.

6)Jose Marti-Yalnızlık Avutmaz
İspanyol Edebiyatı'nın önemli şairlerinden biri olan Jose Marti'nin ilk ve tek romanı.Kurgusunun ağırlığından değil de betimlemelerin fazlalığından okurken pek zevk alamadığım bir kitap.Bir aşk hikayesi ve şairane bir anlatım.Muhtemelen bu kitabı daha iyi özümseyebilmek adına tekrar dönmem gerek.

7)Aziz Nesin-Leyla ile Mecnun
Etiket fiyatı çok sempatik olan bir kitap.Aziz Nesin'in özlediğim dilini aradığım bir kitap ama bir efsane anlatıldığı için daha değişik bir anlatımı vardı.Bu nedenle umduğumu bulamadım ama bu tarz anlatımları seviyorsanız bu ince güzelliği okuyunuz.
8)Karl Marx-Zincirlerimizden Başka Kaybedecek Neyimiz Var!
Zeplin Yayınları'nın aforizmalar serisinin çok uygun fiyata bulunması sebebiyle fuardan bir sürü aforizma almışım ve ağır gelebileceğini bildiğim için öncelikle Karl Marx'ı okudum ve beklediğim gibi çok anladığım bir kitap değildi.Ama Karl Marx hakkında bir fikriniz olsun isterseniz etiket fiyatı da çok tatlı olan bu kitabı alabilirsiniz.
Yeni bir yılın ilk ayına veda ediyoruz.Gelecek ay beni bekleyen güzel bir mun konferansı var.İlkim olacak bu nedenle bana bol bol şans dilemenizi ve Şubat ayında da bol bol okuyabilmenizi diliyorum.İyi tatiller.





