30 Eylül 2016 Cuma

Eylül 2016

   Yaz bitti bitiyor derken tatile en acı vedayı edip okula döndüğümüz Eylül ayını da düzene uymaya çalışma,bundan dolayı yorulma ve onuncu sınıfa giriş yapma telaşıyla bitirdim.Bu kalabalığın arasında bir düzen sahibi olmanın gerek okuma alışkanlığına gerekse de okuduğunu anlamada önemli bir rolü olduğunu anladım.Zamanın bol olduğunu düşündüğüm yaz aylarında dört kitap okuyorken bu ay da yedi kitap okumuşum.



1)Emrah Serbes-Erken Kaybedenler
   Erken Kaybedenler Emrah Serbes'in yıllar önce çıkarmış olduğu ve benim de kitaplığıma dört sene önce eklenen bir kitap.İlk edindiğimde okuyup hayran kalmıştım ve bu tarz kitapları bazen gündemime koymak da daha zevk verici oluyor.İçinde erkek çocuklarının kaybediş hikayelerini barındıran bu kitabın büyüleyici bir dili var.Okuduğunuz her satırın sahip olduğu derin anlamlara erişebilmek zor olmuyor ve bu nedenle kitap da bir çırpıda bitiyor.Dördüncü defa da olsa okurum ve okturum.

2)Şemsettin Sami-Taaşuk-ı Talat ve Fitnat
   Çoğumuzun adını Edebiyat derslerinden bol bol duyduğumuz ve kişisel olarak bu sürekli tekrarlana durumundan dolayı bir türlü okumaya elimin gitmediği bir kitaptı ama bitirdikten sonra bu geciktirme için çok pişman oldum.Çünkü mükkemmel bir kurguya sahip ve önceden kaygı duyduğum dilin sadeliği konusunda hiçbir zorluğu yok.Taaşuk-ı Talat ve Fitnat'ta anlatılan aşk ve hasret beni yaptığım bir çok hatayı görmemi sağladı.Her ne kadar 'Boş okumak' kavramından pek hazetmesem de .

3)Haldun Taner-Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım
   Haldun Taner,yaşadığı dönemi muazzam bir şekilde incemeliş,gözlemlemiş ve eserlerine de aktarmış bir yazar.Öyle ki çoğunlukla bu eserleri okurken ve izlerken sanki bizden birini,içimizi ve herkesi görüyorsunuz.Bu içtenlik de ona olan samimiyeti ve saygıyı arttırıyor aslında.Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım iki yıl önce Haltun Taner'i anma etkinliklerinde Ankara Devlet Tiyatroları'nda izlediğim bir oyundu ve ilk denemem olan 'izledikten sonra okuma' işinin ne kadar keyifli olduğunu gördüm.Sahne perdesinin iki kitap kapağı olduğu bu olayda,Firuz ve Vicdani'yi her sayfada tekrar gördüm,hissettim ve rahatsız edici bir memnuniyetle 'ne kadar da günümüz' diyerek bitirdim.Herkesin kendisini okuması için yazılmış.Ertelenmemeli.


4)Halil Cibran-Gezgin
   Yaşam üzerine yazdılarını incecik kitaplarda toplayan Halil Cibran bunda da bir gezgin oluyor ve tekrar okumalık kısa deneyimlerini bizimle paylaşıyor.Gerek dili gerse anlattıklarıyla bol bol düşünmenizi sağlıyor ve sizi farklı açılardan bakmaya itiyor.Lakin Gezgin'den aldığım zevkin Ermiş geçtiğini söyleyemeceğim.



5)Ahmet Ümit-Elveda Güzel Vatanım
   Son günlerde ülkemizde yaşanan karışık olaylardan dolayı bir çok şey değişti,kitapçı rafları da.Ben de uzun zamandır almak istediğim bu kitabı zamanıdır diyip almıştım indirimden.558 sayfa olması ve konusunun ilgisini çekmeyeceğini düşündüğümden biraz zorlanmıştım başlamakta ama Ahmet Ümit'in sade ve akıcı dili Osmanlı'nın sonunda yaşanan olayları güzel bir kurguyla bize aktarıyor.
''Sahi nedir vatan?Bir toprak parçası mı,uçsuz bucaksız denizler,derin göller,yalçın dağlar,verimli ovalar,yemyeşil ormanlar,kalabalık şehirler,tenha köyler mi?Hayır,bütün bunların öytesinde bir anlam taşır vatan.Ne sadece toprak parçası,ne su havzaları,ne ağaç silsilesi...Annemizin şefkatı,babamızın saçlarına düşen ak,ilk aşkımız,doğan çocuğumuz,dedelerimizin mezarıdır vatan...''

6)Raymond Radiguet-Orgel Kontu'nun Balosu
   Zeplin Yayınları'ndan edindiğim bu kitap,Fransız yazar Raymond Radriguet'in ölümünden biraz önce yayınlanan bir kitabıdır.Aristokrat olan Orgel Kontu ve eşinin bir sirk arkasında biriyle tanışması ve yalanlarla dolu bir ilişki başlatmaları üzerine kurulmuş bir hikayesi var.Muhtemeden çevirideki ağırlığından dolayı kitabın içine pek girememiştim ama aynı yazarın bundan başka tek eseri olan İçimizdeki Şeytan'ı da hemen okumak ve görüşümü netleştirmek istiyorum.

7)Halil Cibran-Mezcup
   Yine yaşam üzerinde bazı anları kısa bölümlerle ince bir kitap haline getiren Halil Cibran'ın bu ay okuduum ikinci eseri.Muhtemelen ardarda okumuş olmamdan,ikisi arasında pek fark göremedim.Mola kitabı olmak konusunda güzel adaylar.

   Eylül ayının ilk yarısında merhaba dediğim yeni düzenimde hareketli günler geliyor.Diğer yazımda sizi Devlet Tiyatroları'nın 2016-2017 sezon oyunlarıyla karşılayacım ve herkesden daha çok heyecanlıyım.
Sanatın ve kitabın rüzgarıyla kalın.Görüşmek üzere.
 

24 Eylül 2016 Cumartesi

Obzor,Bulgaristan 2016

   Yeni eğitim öğretim yılının ilk haftasını bitirdikten sonra size bu yaz katıldığım bir programdan bahsetmediğimi hatırladım.Yaklaşık bir ay önce benimle birlikte altı Türk,Obzor'deydik.
   Obzor;Bulgarsitan'ın doğusunda,Varna yakınlarında bir tatil beldesi.Küçücük ve çok samimi bir merkezi var çoğunu tatilcilerin oluşturduğu yakşalık 2000 kişilik bir nüfusu var.
   Bizim de bu küçük kente yolumuz Erasmus+ sayesinde düştü.Beş ayrı ülkeden öğrenciler(Yunanistan,Bulgaristan,Makedonya,Romanya ve Türkiye)'Be Healthy,Be Happy' adlı sağlıklı yaşam programında biraraya geldik.Bu program bizlerin nelerle beslendiğimiz hakkındaki bilgilerimizi arttırmak,bunların yol açacağı metabolik hastalıkları öğrenmek,bu öğrendiklerimizi de bazı yollarda uygulamaya alışmak amacıyla düzenlenmişti.
   Yaklaşık kırk kişi dokuz günü boyunca bu konular hakkında sunumlar dinleyerek,hazırlayarak,biraraya gelip yeni fikirler üreterek ve bunları projeye çevirek harcadık.Bunlardan daha da önemlisi Türkiye'ye geri döndüğümüzde arkamızda kalan programın gönüllülük hissiyatından dolayı ne kadar samimi dostluklar edindiğimizi fark etmemizdi.
   Video ekibi sıfatıyla bulunduğumuzdan solayı bol bol reflection hazılayıp hafızlarımızı doldurduk.Ardından da youtubea bakıp 'Ne güzel günlermiş' diyebileceğim videolarım oldu.İzlemek isterseniz Linki aşağıya bırakıp yazımı sonlandırıyorum.Güzel tanışmalara sebep olacak mekanlardan daha fazla bahsetmek üzere,hoşçakalın.
  https://www.youtube.com/watch?v=XdLDvplnHAk&list=PLk6X9_HcncIBAefizeT_RkMnnZvd9KEym&index=1

7 Eylül 2016 Çarşamba

Ağustos 2016

   Dört şehir gezdiğim,yorgunluktan elime kitapları zor alabildiğim,yine Ankara'da olmadığımdan dolayı geciktirdiğim Ağustos yazımla merhaba.Bir yandan yaz bitiyor telaşı bir yandan yorgunluk,hava derken derken bir çok bahaneyle bu ay da istediğim kitapları okuyamadım;

1)Yekta Kopan -İpekli Mendil
   İncelemesini buradan bulabilirsiniz.





2)Tomris Uyar-Sekizinci Günah
   Tomris Uyar'ın bu kitabında sekiz farklı öykü var ve bu öykülerdeki sırlar çözülüyor.Okurken kelimelerden çok zevk aldığım hemencecik de bitirdiğim bir kitaptı.Tomris Uyarla ilk tanışmam.


3)Tezer Özlü-Kalanlar
   Edebiyatımızın çok öenmli simlerinden biri olan Tezer Özlü,bu kitabında ölümü her solukta hissettirerek sevdiği yazarların kentlerini ziyaret ediyor bunlar hakkında kısa kısa cümleler,bazen paragraflar ve sayfalar yazıyor.Aralarındaki uyuma kendinizi kaptırmışken kitap bitiyor,incelğine inanamayacağınız şeyler okumuş oluyorsunuz.


4)El Jamis-Grey
   Ayın ortasında evde olduğum ve sıcaktan hiçbir şey yapmak istemediğim zaman çabucak biter diye düşündüğüm bir kitaptı ve aynen de öyle oldu.Sadece bu malum bölümlerin biraz fazla olması işin heyecanını kaçırdı gibi.Yani sonlara doğru biraz sıkılmış olsam da hop diye bitiveren bir eser kendileri.








Bu ay başlayacak yeni eğitim öğretim dönemi için herkese bol şans.Kendinize ve kitaplara iyi bakın.