31 Mayıs 2016 Salı

Mayıs 2016

Hiç fark etmeden akıp giden ayardan birinin sonundayız ve ben de sınav haftasından selamlıyorum sizi.Bu ay okuldaki etkinlikler havaların ısınması sınav haftası derken tiyatro sezonunun son ayını değerlendiremeyip hiç oyuna gitmedim.Yine bu kargaşada okuduğum beş kitap;

1)Virgina Wolf-Kendine Ait Bir Oda
   Kitapyurdundan indirimde görüp artık Virgina Wolf okumam gerektiğini fark ettiren eser.Her satırı ayrı bir güzellik,ayrı bir anlam taşıyor.Dönüp dönüp okunulacak bir kitap.

2)Stefan Sweig-Yakıcı Sır
   Zweig sevgisi dillere destan bir okuyucu olduğum için başlarken ne bulacağımı az çok tahmin edebiliyordum ve yine şaşırmadım.Hayran kalınacak kurgularla hemencecik bitiveren bir kitap daha.Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu ve Satranç'ın önüne geçmeyecektir muhtemelen önerilen listemde ama Hiçbir Zweig kitabını sıkılarak okuduğumu hatılamıyorum Yakıcı Sır da onlardan biri.

3)Haydar Ergülen-Keder Gibi Övünç
   Karmaşık anlatımları ve mükemmel kelime dizilimiyle beni hep kendine çeken Haydar Ergülen bu kştaptaki şiirlerde de aynısını yapıyor.Şiir ile ilgili bir çok mısra bulabileceğiniz bu kitap,Haydar Ergülen'in eşine armağan ettiği İdil için... şiiiyle başlıyor ve hayran olunacak mısralarla devam
ediyor.

4)Ahmet Hamdi Tanpınar-Bütün Şiirleri
 Ahmet Hamdi Tanpınar ve onun zaman şiirlerini çok seven birisi olarak bu birleştirmeyi çok yerinde buldum açıkcası.Bildiğim ve çok seveceğimden emin olduğum bir çok şiir vardı.Muhtemelen bu kitap da hepimizde aynı etki olun diye bu kadar güzel düzenlenmiş.

5)Sargun Ali Tont-Uçun Kuşlar Uçun
   Okuduğum ilk popüler bilim kitabı olmasına rağmen beklediğim kadar çok sıkılmadım açıkcası.Öncesinde Thoreau okumuş olmam baya yardımcı oldu bahsedilen felsefeleri anlamamamda.Samimi bir dille yazılmış deneme kitabı.Eğer çevremde neler oluyor nelerin farkına varamıyorum diyorsanız okuyup fikir edinebilirsiniz.

Umarım gelecek bol bol okuyup yorum girebilirim.Şimdiden hepinize iyi tatiller.


17 Mayıs 2016 Salı

Tecrübeler...
   Her gün binlercesini tattığımız ve sırada bekleyenleriye tecrübeler.Hayatı 'yaşarken' bize arta kalan en büyük hediyeler.
   İlk nefesini almaya başladığı andan itibaren başlıyor tecrübelenmeye insan.Yemeğine bakıyor,annesini tanıyor.Öğreniyor sonra,görüyor insanları.Büyüyümeyi tadıyor.Zevkine bakacak iken ağzına bir çürük badem kaçıyor.O da bir tecrübe.
   Yağmurlu günde eve sırılsıklam dönmesi bir tecrübe.Kollarında ağladığı insanları yanında bulamamak bir yara,uğruna ağladıklarını kaybetmek hüsran.Sırayla öğreniyor bunları.Yazıyor 'yaşanmış'lar listesine,tecrübe olarak.
   Yeri geliyor sonra.Soruyor sana hayat ''Ne yaşadın?Neler verdim sana şu zamana kadar?''.Öyle bir an geliyor ki fark etmiyorsun hayatın senden sunmanı istediği şeyleri.Unutuyorsun küçücük hayatında edindiğin binlerce tecrübeyi.Sonrası bir takım yaşanmamışlık.
   Bazen de daha sırası gelmeden veriyorsun bazılarını.Yersiz ve zamansız.Diğer bütün toy insanlar gibi.'Daha öğrenilecek çok şey var.'
   Bu döngü böyle sürüp gidiyor,sen yılıp bu isteği ayırdına zamanında varana kadar.O zaman geldiğinde de Sezar ve Brütüs sahneden inmiş oluyor.
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne b
en sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz..
N.Hikmet - 1933



14 Mayıs 2016 Cumartesi

   Ben İdil.Önüne iyi kötü binlerce sıfat kondurabileceğim bir adım var.Bugünkü ''TEGV'in yedi sene boyunca işlediği'.Sevgiyi,umudu öğrettiği.
   TEGV;yirmi senedir ülkemizde kalkınmanın ve geleceğin eğitimle,çocuklarla gerçekleşeceğine inananların ve bu umuda sarılanların evi.Bizler de umudun kaynakları çocuklar.İkinci sınıfta gitmeye başladım TEGV'e ve hayatımda attığım en güzel adımlardan biri oldu o sarı iki katlı binaya girmek.Sonsuz sevginin sunulduğu,gönlünün istediğini yapabileceğin bir yuva.Saygının,okulda işittiğimiz azarlardan çok daha farklı bir anlamı olduğu yer. ''Eğer etkinliğe katılmak istemiyorsan kimseyi rahatsız etmeye hakkın yok.Kütüphaneye gidebilirsin.''
   On altı yaşıma geldiğim halde sarılabildiğim tek köpeğin olduğu,halı sahada 'kızların da futbol oynayabileceği' gerçeğini göğüslerimizi gere gere ilk ispatladığımız yer.
   İki sene önce sıramızı savdığımız Semahat Dr Nüsret Arsel Eğitim Parkı bugün 15. yılını kutladı.Gönüllülerin,çocukların gözlerindeki anlamı hissedebilmek için amacın olması yetiyormuş sadece.
   Bugün o kutlamaya gittiğimde tekrar bazı şeyleri unuttuğumu fark ettim çünkü etrafımdaki herkes uzun zamandır görmediğim derecede mutluydu.''Güzel günler göreceğiz'' cümlesinin inançsızca seslendirilişi geldi aklıma,''Savaşları çocuklarla sonlandırıp,barışları onlarla elde edeceğiz'' dediklerinde gözleri parlayarak.
   Her birinin binlerce hikayesi ve benim gibi binlercesinde izi olan gönüllü abi ablaları görünce anlamlandı sanki.''Su içmeyi bile değişmeyeceksin hiçbir şeye çünkü hayat,sana verilmiş en büyük hediye.''
   Yoldan çevirip TEGV'i,orada yapılanlar anlatılsa inanılmaz gelecek bu kelimeler,güzellik olup dolaşıyor eğitim parkının duvarlarında önce,sonra semtimde ve biz çocuklar büyüdükçe dünyada.
   Çünkü bir çocuk değişir,dünya değişir.Hala umudu olanlara ve hissetmek isteyenlere gülümseyen birileri var.Teşekkürler Suna Kıraç.

6 Mayıs 2016 Cuma

Fikirlere kurşun işlemez (06.05.2016)

'Vuruluyoruz
Her gün daha çok ölüyoruz.
Büyüyoruz sonra
Ölenleri diktiği fidanların ağaç olduğu zamanlara büyüyoruz
 'Okyanus olduk geliyoruz'
Okuyarak geliyoruz,tek çare bu
Sonraki vurulacak olmak için geliyoruz
En son vurulan olana kadar da geleceğiz'diyor

Bugün tarihten gelen kara bir olayın yıldönümüyken,kaleminin sağlamlığını her gün konuştuğumuz yazara suikast düzenleniyor.Fakat anlaşılmayan bir şey var.Her yere yazılıp okunan ama bir türlü anlaşılamayan.Milyonlarcası gibi.

Fikirlere kurşun işlemez...