30 Nisan 2016 Cumartesi

Nisan 2016

Çok hızlı,yorucu ve dolu bir aydı Nisan benim için.Sınav haftasıyla başladı sonrasında konferansa gittik geldik derken ay bitti ve ben istediğim çoğu kitabı okumaya fırsat bulamadım.Bu her şeyi yetiştirme telaşında da sadece dört kitap okuyup bir oyun izleyebilmişim.(Yazar burada hazırlık günlerini ağlayarak anıyor.)



Son Tango-Ankara DT
   Bu ayda izlediğim tek oyun Akün Sahnesi'nde olan Son Tango'ydu.Son Tango,Arjantin'deki sıkıntılı vakitlerin hayatı nasıl etkilediğini anlatıyor.Aşıkların kendini iskeleden denize atıp okyanus olmaları.Oyun kurgu olarak muhteşemdi aynı zamanda sahne düzeni,kostümler,kareografiler,müzikler (Por una cabeza çalarken kendimi koltukta zor tuttum.) hepsi mükemmel bir uyum içindeydi.Bin kez daha olsa izleyeceğim bir oyun.Tangoyu ruhunda hissetmek isteyenlere,her çiftin ya sonsuz ya da okyanus olacağını hatırlatıyor.









1)Tolstoy-İnsan Neyle Yaşar
    Tolstoyla tanışmamı hep daha iyi kavrayabilmek için erteledim ve bu karardan da çok memnun kaldım.Kitabın her satırını sindire sindire okudum.Felsefik düşünceler o kadar güzel bir dille anlatılmış ki altını çizdiğim yerlere dönüp dönüp tekrar okuma yaptım.İnsanı,insandaki meziyetleri yeniden görmemi sağlayan Tolstoy,memnun oldum tanıştığımıza.




2)Haydar Ergülen-Zarf
   İçindeki şiirlerin her birinde bir 'zarf' kelimesi bulduran ;hayatın,hislerin,dünyanın her zerresini mektupla,zarfla ve pulla olan ilişkisini bize sunan bir Haydar Ergülen eseri.Her seferinde dile getireceğim gibi fuarda tanıştığımız bu sıcak insan herkese açabileceği kocaman kolla sahip.Ve her an hissettirecek şiirlere.







3)Hüsnü Arkan-Hiçe Doğru
   Hüsnü Arkan'ın bu incecik ve çok güzel şiirler barındıran kitabı bir romana başlamaya cesaret edemeyeceğim zamanda su gibi gelmişti.Kitabın genel bir konusu yok ama şiirleri sırayla okuduğumda aktı gitti.Çok da güzeldi.Hepinize öneririm.







4)Mo Yan-Değişim
   Kitabın başında asıl isminin bu olmadığını söylen Mo Yan,okuyucuların istekleri doğrultusunda Çin devrimini konu alan bir kitap yazmış.Çok da güzel incecik akıp giden bir kitaptı Değişim.Çin devimi hakkında fikir edinmek isterseniz çok detaya girmeyen bu kitabı okuyabilirsiniz.


Dopdolu,koştur koştur bir ay bitti.Umarım mayısta hep beraber baharın keyfini çıkarıp bol bol eğleniriz.Herkese güzel günler!

2 Nisan 2016 Cumartesi

Çünkü dümen bizde!






   Bugün,Bahçeşehir Üniversitesi'nin ''Değişime Hazır Ol!'' temalı ted konuşmalarından Barış Özcan'ı dinleyince birden dank etti.
   6 yıl önce bir İdil Sivaslı vardı.Ortaokula bile başlamamış,bambaşka biri.Onu hatırlayınca,çok büyük bir şeyi unuttuğumu fark ettim.Hatırlamayı.''Neydim,neyim ve ne olmak istiyorum?'' sorularını kendime ne kadar az sorduğumu,sorduğum zaman da verdiğim cevaplamayı hatırlamayı 'unuttuğumu' fark ettim.
   Nasıl biriydi bu İdil Sivaslı.10 yaş dediğimiz ne kadar azsa o kadar da fazla.Arkadaşlarıyla oynar,gezer,dolaşır,ilgisini çekeni okur,gitar ve keman çalmaya bayılır.Ne söyler İdil Sivaslı kendine,neyin hayalini kurar?Gençlik dizilerinden izlediğini,İpek Ongun kitaplarından okuduğunu hayal eder.Bir arkadaş grubunda 'genç'olmayı,Bilim Çocuk dergisinde fotoğraflarının yayımlanmasını bir de keman öğretmeni gibi olmayı ister.Ellerini asaletle notalara basan ve İdil'i dinlerken kahve içen öğretmeni gibi.
   Peki biraz zaman geçince ne oldu İdil?Bir ortaokullu oldu ve farkında olmadan değişmeye başladı.Çocukluktan çıkış denilen zamanda 'taviz'in ne olduğunu öğrendi.Bu tavizleri verirken aklında kısa bir süre sonrası için sorduğu ''Nerede olacağım?'' sorusu vardı.
   Şimdiki İdil,o sorunun cevabında,yani olmak istediği yerde.Peki ne sıklıkla soruyor kendine ''Ne olacağım ve öncesinde ne olmak istiyordum?'' diye.
   Bunu da bir değişim olarak adlandırıyorum bugün,hayallerine kota koyduğunu fark eden diğer insanlar gibi.
   Ve bunu da bir başlangıç olarak adlandırıyorum bugün.Kapısından girmeye korkmayacağım hayaller mağazasına giden yolda atacağım ilk adım olarak.
   Çünkü iyi ve kötü değişiyorum,değişiyoruz.Bunun farkında olmak neden canımızı acıtsın ki.Dümen bizde olduğu sürece fırtınadan kaçabilecek olmamız gibi.