31 Mayıs 2015 Pazar

Mayıs 2015

Bu ay da Ankaralılar olarak;sabah kışı yaşadık,öğlen kavurucu yazı,akşamüstü yağmurlu sonbaharı.Bu iklim karmaşasının arasında yine bol bol okumaya,gezmeye çalıştık.Başarılı da olmuşuz galiba.Bu başarımıza hangileri mi tanık oldu?


1)Jan Philipp Sendker-Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler
Bu kitabı çok etkileyici bulmamın en büyük sebeplerinden biri de sağlam bir kurguya sahip olmasıydı.Her sayfayı ''Acaba bundan sonra ne olacak?'' merakıyla çevirdim ve sonrasında da hiç beklemediğim şeyler oldu.Kaliteli dedikleri bu olsa gerek.




 2)Gayle Forman-Eğer Yaşarsam
Kitabını okumadan filmini izlediğime pişman olduğum nadir kitaplardan.Bu muhteşem öyküye hayran kalmamak mümkün değil.Bir çırpıda da bitiverdi.




3)Gabriel Garcia Marquez-Bir Kayıp Denizci
Diline aşık olduğum bir yazar ve yine mükemmel bir öykü.Satırların arasında kendimi kaybettim.








4)Gabriel Garcia Marquez-Albaya Mektup Yok
Her sayfada artan bir umudun öyküsü..Şu zamana kadar  tanık olduklarımın en iyilerinden.(İsminde,içeriğinde,kapağında;pullar,zarflar,mektuplar geçen her şey beni kendine çekmiştir zaten.)







5)Emrah Serbes-Hikayem Paramparça
Erken Kaybedenlerden tanıdığım Emrah Serbes bu kitabında da çizgisinden ayrılmamış ve bizlere tek oturuşta bitirebileceğimiz bir kitap sunmuş.





6)İlhami Algör-Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
Bu derin tutkuya bir ay içinde iki kez şahit oldum.Tadında doyulmaz bir incelik...Kim bilir kaç defa daha sonlardıracağım bu inceliği.





7)Michael Ende-Momo
İlk okuyuşumdan beri hep aynı tadı aldığım bir öykü.Okuyunuz,okutunuz.










8)Markus Zusak-Köpek Düşleri
Kitap Hırsızından tanıdığımız Markus Zusak,ben bu kitabında olayın içine pek çekemedi.Fakat serinin diğer kitaplarını önümüzdeki aylarda okumadan edemeyeceğim.





9)Franz Kafka-Dava
Şu zamana kadar okuduğum Kafka kitaplarının çoğunu layıkıyla anlayabildiğime inanmıyorum.Bu kitabı da bir görüş oluşturabilmek ve bir kaç sene sonra tekrar okuduğumda rahat anlayabilmek için kitaplığıma ekledim.



10)Sabahattin Ali-Sırça Köşk
Bu kitabın oluşturduğum bu listede birazcık altlarda olmasının sebebi dilimin bana göre biraz ağır olması galiba.Yoksa şu zamana kadar okuduğum Sabahattin Ali kitaplarının en iyilerinden.

11)İpek Ongun-Kamp Arkadaşları
İpek Ongun,bana kitap okuma alışkanlığı kazandıran önemli yazarlardan biri.Ben,Mektup Arkadaşlarıyla birlikte mektubu,Bir Genç Kızın Gizli Defteriyle sayfaların arasında genç olabilmeyi öğrendim.Kamp Arkadaşlarına da kitaplığımı düzenlerken tekrar aynı tadı alabilme umuduyla tekrar okumaya karar vermiştim.İyiki.







Mayıs ayını bol etkinlikle sonlardırırken Haziranda beni bekleyen dil kurslarına kocaman öpücükler yollamak istiyorum.Nice güzel Mayıslara.

24 Mayıs 2015 Pazar

Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler'miş

Hani bazı kitaplarla aranda daha okumadan bir bağ kurulur,sebebini bilmeden onun senin kitabın olduğunu hissedersin ya.Bu yazı da Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler ile benim hikayem olsun.




   Ben çocukluğumdan beri düzenli kitap okuyan bir insan olamadım.Katıldığım sosyal etkinliklerin yoğunluğundan dolayı okumayı senelerce aksattım.Hatta beşinci sınıfa kadar okudum birkaç seri haricinde bir kitabın elimde haftalarca beklediğini biliyorum.On iki yaşına kadar okuma alışkanlığım bu şekildeydi fakat on iki yaşından sonra elimde sürekli bir Alınacak Kitaplar Listesi,kafamda kurguladığım hikayeler ve sürekli olarak dolan bir kitaplığım olmaya başladı.Bahsettiğim bu Alınacak Kitaplar Listesi'nin başında yer alan bir kitap vardı;Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler.

   Ne zaman bir kitapçıya girsem,ki bu seneye kadar kitapçıya yılda en fazla altı defa giderdim,ilk sorduğum kitap bu oldu.Gerek kapağı gerekse isminden beni kendine çeken bir yanı vardı.Fakat gelin görün ki bu kitapçı ziyaretlerimin hiç birinden kitabı alarak çıkamadım.Buna belki şans diyoruz belki kader.Listemden senelerce üstünü çizemediğim...

   Son zamanlarda Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi'ni çok ziyaret eder oldum.Bu ziyaretlerim bazen sadece iade diye girip üç saat boyunca çıkamamamla,bazen de aceleyle favori raflarımdan rastgele bir tane çekip çıkarttığım kitabı ödünç almamla sonlanır.Geçen hafta,derse yetişmem gerektiği için koşar adım içeri girip,raflarda kararsızlıkla göz gezdirirken çok rağbet gören İngiliz Edebiyatlarından eserlerin bulunduğu raftan bir güzellik çarptı gözüme.Haftayı bir kitapla sonlandıramayacağımı bildiğim için bir kaç kitap daha aldım,fakat elimdekilerin en üstünde hep Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler durdu.

    Kitapları ödünç aldıktan sonra iki gün,ki bana iki ay gibi geldi,elimdeki kitabın sonlanmasını bekledim.Ardından hiç vakit kaybetmeden okumaya başladım.İlk bölümü bitirdikten sonra bu kitabın benim kitabım olduğuna yönelik hislerde ne kadar haklı çıktığımı gördüm.Gerek anlatım dili olsun,gerek hikayesi olsun beni anında içinde çekti.Hemen sonrasında bende kitabın hemen biteceğine dair bir korku büyümeye başladı.Her gün yüz sayfadan fazla okuyan ben,bu korkumdan dolayı ellişer sayfa okumaya başladım.Okumayı her ne kadar yaymış olsam da hikayesi kalbimde bir yerlere hitap ediyordu.

   Ve dün,havanın şeker gibi olduğu bir cumartesi günü,balkonda hafif esen rüzgar eşliğinde kitabın son sayfasını çevirdim.Sonrasında fark ettim bu kitaba neden bu kadar geç kavuştuğumu.Güzel şeyler hep geç ve beklenenler hep en büyük güzelliklerle gelirmiş.

   Bu yazı da benim ve,diğerleri eklenene dek,favori kitabımın benim hayatımdaki hikayesi olsun.Bir nevi biyografi.


 

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Devlet Tiyatroları 2014-2015 Sezonu

 




Bu sezon benim adıma çok hızlı ve bir o kadar da dolu geçti.Toplam on üç oyun izledim.Hepsi birbirinden değerli fakat minik bir beğeni sıralaması yapmak istersem;





1)Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım-Ankara DT

Yazan:Haldun Taner
Yöneten:Ali Düşenkalkar
   Ben,bu ülkenin Vicdanilerinden biri olarak,oyunun 7 Nisan'daki prömiyerinden sonraki ikinci gösterimine bilet bulmakta hayli zorlandığımı söylemeden edemeyeceğim.Tabiki Ali Düşenkalkar yönetmenliğindeki bu değerli esere değdi.



2)Nice Yıllara-İstanbul DT


Yazan:Tuncay Özinel
Yöneten:Göksel Kortay
   18-23 Kasım 2014 tarihleri arasında üçüncüsü düzenlenen ''Tek Kişilik Oyunlar Haftası'' için Ankara'ya turneye gelen Defne Yalnız'ın  bu güzel performansı,izleyen herkesi hayran bıraktı.''Artık çal telefon.Çal...''




3)Kerbela-Ankara DT

Yazan:Ali Berktay
Rejisör:Ayşe Emel Mesci
   Kerbelayı ilk izleyişimin bu kadar geçikmiş olması biraz üzücü fakat ne diyoruz,geç olsun güç olmasın.Öte yandan gerek oyunculuklar,gerekse orkestrasıyla bu gösterime hayran kalmamak mümkün değil.




4)Çıkmaz Sokak Çocukları-Erzurum DT

Yazan:Lyle Kessler
Çeviren:Ali Halim Neyzi
Yöneten:Kuvvet Yurdakul
   Yine iyiki dediğim bir turne oyunu.Hikayesi yüreğime dokunan ve inanılmaz oyunculuklar.İyiki!




5)Çalıkuşu-Ankara DT

Yazan:Reşat Nuri Gültekin
Oyunlaştıran:Necati Cumalı
Yöneten:Halil Akarsu
   Bu sezon izlediğim son oyun olduğundan galiba,her saniyesini bitecek korkusu yaşayarak izledim.Zaten hayran kaldığım bir eser,Halil Akarsu yorumuyla da tadına doyulmayan bir oyun olmuş.



6)Vanya Dayı-Ankara DT

Yazan:Anton Çehov
Çeviren:Ataol Behramoğlu
Rejisör:Erhan Gökgücü
   Rus Edebiyatı ve Çehov sevdam oyuna gitmeden içimde bir heyecan uyanmasını sağladı.Oyunculukların muazzam olmasına rağmen müzikler birazcık eksik kalmış.Fakat Vanya Dayı.




7)Machbeth-Ankara DT

Yazan:Willian Shakespeare
Çeviren:Orhan Burian
Rejisör:Bozkurt Kuruç
   Sezonun ilk oyunu ve müzikleriyle izleyicide çok önemli etkiler bırakıyor.İpek Çeken'den izlediğim Lady Machbeth performansı beni bu karaktere hayran bıraktı.






8)Yeşilçam-Ankara DT

Yazan:Uğur Saatçi
Yöneten:Barış Erdenk
   Oyunun incelemesini blogumdan ulaşabilirsiniz.




9)Satıcının Ölümü-Ankara DT


Yazan:Arthur Miller
Çeviren:Orhan Burian
Rejisör:Zafer Kayaokay
   Arthur Miller'e ait olarak izlediğim ilk oyun.Hoşuma giden en önemli özelliği fazla dekorunun olmasıydı.Onun haricinde nedensiz,bir tat alamadım.







10)Alacaklılar-Ankara DT

Yazan:August Strindberg
Çeviren:Kudret Dilik-Burcu Soysop Dilik
Yöneten:Tuncer Yığcı
   Oyunu izlerken gerek şimşek efektlerinden,gerekse uzun dialoglardan sıkıldığım zamalar olmadı değil.Kurgusu,beni orada tutabilen tek etmendi.








11)Hedda Gabler-Ankara DT

Yazan:Henrik Ibsen
Çeviren:Tunç Yalman
Rejisör:Mustafa Kurt
   Oyuna dair beğendiğim şeyler,çoğu izleyicinin görüşü gibi,kostümlerin ve dekorun güzel olması.Onun haricinde kurgusunu pek ilginç bulamadım doğrusu.



12)Euridice'nin Elleri-Ankara DT

Yazan:Pedro Bloch
Çeviren:Lütfi Ay-Tarık Leventoğlu
Yöneten:Yurdaer Okur
   Uğur Çavuşoğlu'nun muhteşem ses tonu ve oyunculuğuna rağmen oyunun sonlarına doğru sıkılmamı engelleyemedim.Bunun sebebi ilk anlarından itibaren aktarılan duygunun stabil gitmesinden dolayı olabilir.





 

    Bir sezon daha tiyatronun izleyici koltuklarında yolculuk ettik.İyiki!
    Nice sezonlara nice alkışlara...


6 Mayıs 2015 Çarşamba





06.05.2015
Çarşamba
19.06                                                                                                                                  

 '' Mayıs günleri ve biz Ankara'ya bahar geldi diyemiyoruz çünkü baharı atlayıp direk yaza geçtik galiba.Sabah ceketle çıktığımız eve,ceketimizi koca bir mont ağırlığındaymışçasına zorla taşıyarak dönüyoruz.Lakin bu havalar,kışın ayazdan yeterince nasibini alan biz Ankaralıları yıldırmıyor,aksine bahar coşkusunu tüm bedenimizle yaşıyoruz.Parklar çocuk kahkahalarıyla inliyor,voleybol topları isyan ediyor ''Artık yeter.''diye.
   
   Ben de her zaman olduğu gibi takıyorum kulağıma kulaklığımı,sonu yokmuş gibi gelen,bir kaç şarkılık huzurun içinde dalıyorum sokaklara.Huzurumun sebebi kısa kollu tişörtlerin,tepemdeki güneşin aksine;hayallerim,düşüncelerim.Kafamın içinde kendime kurduğum ütopya.Yanımda olmasını istediğim herkes yanımda,sokaklarda bisiklet süren çocuklar,yürüyüş yolunda el ele yürüyen çiftler.Her şey olması gerektiği gibi ve huzurlu.Ardından şarkı bitiyor ve ben gerçek dünyaya dönüyorum.Fark ediyorum ki zaten olmasını istediğim herkes yanımda;bisikletliler,çiftler.Sonra bakıyorum ki yaşadığım hayat zaten ütopya. ''