30 Haziran 2015 Salı

Haziran 2015

Ve yazın ilk ayını da sonlandırmak üzereyiz.Bu ay;okulda görevli olduğum etkinlikler,provaları,hazırlıklar derken geçen aylara göre biraz daha az okuyabilmişim.Ağustosta,Türkiye'ye döndükten sonra bütün bu durumların acısını çıkarmayı düşünüyorum.Aşağıda da bu ay okuduklarım.




1)Mahir Ünsal Eriş-Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde
    Bangır bangır Ferdi'nin çaldığı zamanın hikayeleri.Kendimi bulduğum bir kitap.Bakınız bu yazımı da farkında olmadan Mahir Ünsal'ınkilere benzetmişim.






2)İlhami Algör-Albayım Beni Nezahat İle Evlendir
   Yine bir İlhami Algör,yine basımına aşık olduğum ve inceliğinin beni daha da isyankar kıldığı bir kitap.Doyamıyorum arkadaş.





3)Jose Saramago-Bilinmeyen Adanın Öyküsü
   İncelemesini blogumdan bulabilirsiniz.






4)Paulo Coelho-Akra'da Bulunan El Yazması
   Her Paulo Coelho kitabı gibi gözlerimi aça aça okudum.Bölümlerini bitirdikten sonra çok mantıklı bulacağınız ve ''Öncesinde nasıl bu yönden düşünemedim'' diyebileceğiniz bir kitap.
 

5)Oğuz Atay-Korkuyu Beklerken
   Tutunamayanlar'da tanıştığım,tanışmaya çalıştığım,Oğuz Atay'ın koktuğum ağır diliyle karşılaşmadım bu kitapta.


6)Franz Kafka-Babaya Mektup
   Şu zamana kadar Kafka'dan okuduyabildiğim en rahat kitap oldu.Hem inceliği,hem konu olarak ağır olmaması hem de 'mektup' olması favorilerime girmesini sağladı.







7)Jose Saramago-Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş
   Yine ölümle ilgili bir şeyler ve yine ben.Kitapla ilgili tek sıkıntı,puntolarının küçük olması.Onun haricinde,''İyiki ölüm.''dedittirdi.








8)Jose Mauro De Vasconcelos-Delifişek
   Kitabı kütüphaneden ödünç aldığımda,bir üçlemenin son kitabı olduğunu bilmiyordum ve bunu öğrendiğimde kitaba çoktan başlamıştım.Öyküsünü de çok sürükleyici bulunca hiç bırakasım gelmedi açıkçası.Umarım Güneşi Uyandıralım'ı okuduktan sonra da aynı şeyleri söyleyebilirim.






9)Albert Camus-Yaz
   Yazın ilk günlerine birlikte hoşgeldin dediğimiz.Umarım bu Albert Camus'un Yaz'ının olduğu gibi 2015 yazının da çabucak bitmesini beklemem.


10)Anton Straşimirov-Kanlı Hora
   Gezi olaylarını ikinci yılında elime geçen annemin gençlik kitaplarından biri.Bana zulmü ve her yerde benzer şekilde görüldüğünü anlattı.


11)Thomas Mann-Venedik'te Ölüm
    Bir bakıma gezi yazısı olan bu kitap beni içine pek çekemedi.Thomas Mann'ın diğer kitapları bu görüşümü değiştirebilir umarım.








Göz açıp kapayıncaya kadar yılın yarısını bitirivermişiz.Önümdeki iki haftanın da aynı hızda geçmesi dileği ile.İyi tatiller ve iyi okumalar.

25 Haziran 2015 Perşembe


Bekledik,gözledik,hakkında hayaller kurduk,planlar yaptık ve sonunda gelebildi beklenen.Yaz,hepimiz için en güzellerini getirsin dileklerimle yazı(cık)ma başlıyorum.

 Hem Ankara'nın havalarından,hem de okuldaki kursumuzun daha bitmemiş olmasından kaynaklı,yazı tam başlatamasam da yavaş yavaş o ruha bürünmenin heyecanını hissedebiliyorum.Geceleri pencereyi açabilmenin ve içeriye dolan havadaki yaz kokusunu içime çekebilmenin güzelliği...Saati umursamadan cadde kalabalıklarına karıştığımız vakitler,aile ile,arkadaş ile,sırdaş ile içilen 'akşamüstü çayları'nın leziz tatları...

  Geçmiş senelerdeki yazlardan farklı olarak bu sene bir yurtdışı programında yer alıyorum.Yaklaşık üç hafta sonra bu vakitlerde İngiltere'den yazıyor olacağım.(Bu paragrafım da oradan yazacaklarım hakkındaki yazıların girişi olsun.)Umarım bu yazıları olabildiğince sık ve olabildiğince uzun yazmaya olanak bulabilirim.

   Bu program haricinde tabiki her zaman olduğu gibi bol bol okuyup,bol bol izlemeye devam.Diğer yandan da bekliyoruz.Bir çok şeyi.

  Beklemelerin kısa,eğlencelerin tavanda olduğu bol bol ''Summer2015'' açıklamalı fotoğraf paylaşacağınız bir yaz olsun.Tüm güzel dileklerle...
  

17 Haziran 2015 Çarşamba

#5 (Jose Saramago-Bilinmeyen Adanın Öyküsü)

İş Bankası Kültür Yayınları
1997
53 sayfa
-





Yola çıkmayı hayal etmek bile,
 bir hedefi gözetmek,
 bir amaca ulaşmak,
 bir kavuşmayı özlemek 
kadar güzel,gerekli,büyüleyici ve heyecan verici olabilir.Bilinmeyen adanın öyküsü hayallerin,özlemlerin,amaçların ve kavuşmaların öyküsüdür.

''(...)ben bilinmeyen adayı bulmak istiyorum,o adaya ayak bastığımda kim olduğumu öğrenmek istiyorum.Bilmiyor musun ki,kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin.''

-- 


  Beklenen mevsim,beklenen tatil,beklenen vakitler geldi ve bekleyen kitaplar tek tek okunmaya başlandı.Bilinmeyen Adanın Öyküsü de bu kitapların başında gelenlerinden.

   Bu kitap ile buluşmam da okuduğum bir çok kitap gibi,bir kaç gün önce kısa süren bir kütüphane ziyaretimde,yazarı tanıyabilmek ve çok duyulan bu kısa öyküyü okuyabilmek adına ödünç aldmamla gerçekleşti.Tahmin edebleceğiniz gibi sayfalar arasında çıktığım yolculuğun başlamasıyla bitmesi bir oldu.

   Kitabı okurken elinizde tuttuğunuz hafifliğin,satır aralarına saklanmış anlatımlardaki ağırlıklarla yarıştığını görebiliyorsunuz.İlk paragraflarla biraz afallamış olsam da ilerleyen sayfalarda,bahsedilen kurgunun ve karakterlerin bana Küçük Prens'i anımsattığı zamanlar oldu.

   Bittiğinde 'Nasıl burada bitebilir?!?' tepkisini verebileceğiniz,rastgele bir sayfayı açtığınızda bile huzurla satır aralarını gezebileceğiniz bir umut öyküsü.


10 Haziran 2015 Çarşamba

Hazırlandık mı?

   Eğitim hayatımın en güzel yılının sonuna gelmişiz.Bitmez diye başladığımız;farkına varamadan da sonlandırdığımız şeker gibi bir yıldı.Neler mi yaptık?
   Kendimizi ingilizceye adadık diyebileceğim çok sıkı bir programa girmeden,öğreneceklerimizi yayarak ve çeşitli etkinlikler yaparak kendimize de bol bol vakit ayırabildik.Bu etkinliklerin başına Nazan Hocamızın (Are you ready tell the story?I think you are ready.)bize ısrar;hatta tehdit ederek okutturduğu hikayeler geliyor.Sene boyunca bunların özetlerini çıkarıp anlatmak bize bir zulüm gelse de;farkında olmadan hem çok değerli eserleri kendi dilinde okuyabilme şansı edindik,hem de ingilizcemize katabileceği yetenekler en fazla olan etkinliği yerine getirdik.Bunun yanında(sene içinde işkence gibi gelen fakat şimdi dönüp baktığımızda ne de güzel olmuş dediğimiz)dublaj yapma,kısa film ve reklam filmi çekme gibi eğlenceli işlere de imza attık.
   Boş vakitlerimde de bol bol türkçe kitaplar okumaya,tiyatroya gitmeye ve gezmeye ayırdım.Lise hazırlık bir çok etkinliğe katılabilmek için fazlaca zaman sunuyor.
   Bu kadar etkinliğin yanında derslerimi nasıl idare edebildim?Düzenlenen ders dışı kurslara devamlılık sağlamak ve sınavlardan önce kitaba bir saat göz atmak karnemdeki o notları borçlu olduğum etmenler.(Ve evet.Hazırlanmışız.)
   Unutulmayacak anılara sahip olmamı sağlayan bu güzel sene için şükrediyorum.İyiki öğretmenlerim benim öğretmenlerimdi ve arkadaşlarım...İyiki varlar.
   Şimdi de hazırlıktan elde kalanlar görevli olduğum etkinlik anıları ve şeker gibi bir ingilizce.Bir de bakınız fotoğraflar;