18 Aralık 2016 Pazar

Nehir

Merhabalar
Son bir senede olduğu gibi bu hafta da gündemimizde çok ağır olaylar var.Bunların bahsedilmesi konuşulması ve üzerine bir şeyler yazılması gereken konular olduğuna inanıyorum.Ama şuan değerli vaktinizi bana ve yazıma ayırıyorsanız size öte yandan devam eden hayattaki güzelliklerden bahsetmek istiyorum.Bu haftaki yazım Ankara Devlet Tiyatrosu'nda oynanan Nehir ile ilgili.


   Oyunu yazan Gülşen Karakadıoğlu,yöneten Vacide Öksüzcü,oyuncular İjlal Seper ve Özlem Gül.80li yılların Türkiyesi'nde rejime yönelik olayların yarattığı büyük sıkıntıların iki kadının hayatındaki etkisi anlatılıyor.İşkenceler.''Acı unutulabiliyor.Beden daha çabuk sarıyor yarasını ama ruhundan silip temizlemek,kurtulmak hiç kolay değil.''diye anlatıyor kadın yaşadıklarını.
   Oyunu izlerken bunalıyordum bazen,dinlediklerim ağır geliyordu.Hayal etmesi güç işkence betimlemeleri,çekilen acının fazlalığıyla orantılı bağırışlar,seni takip eden birinin olduğunu düşünme tedirginliği,aranan biri olma korkusu.Hepsini bu oyunda o kadar büyük bir yetenekle oynuyorlar ki biz izleyciler Oda Tiyatrosu'nun o küçücük alanında aynı anda nefes alıp vermeye başlıyoruz.
   İki sene önce,2014'de de izlemiştim bu oyunu.Belki 300 defa oynadılar ama yine aynı motivasyonla oynuyor İjlal Seper ve Özlem Gül.Ben yaşandığını bildiğim tüm bu
anları tekrar hissediyorum.Bildiğim bir kurguyu aynı heyecanla bekliyorum.Oyunda kullanılan müziklerin tadı da damakta kalıyor hakikaten.(Amalia Rodriguez,İnti İlimani,Victor Jara)
   Oyunu en son ne zaman izleme fırsatınız olur bilemiyorum ama mutlaka gitmeniz gerektiğini düşünüyorum.Hali hazırda Ankara'da da oynarken bir bakınız derim.
 

10 Aralık 2016 Cumartesi

   Büyük insanlık gelişiyor ama pek de beklemediğimizi düşündüğümüz bir şekilde.Büyük balık küçük balığı yiyecekse,küçük balık sürüsünü nasıl yiyeceğini düşünmeyi öğreniyor.Ne zaman pusuda beklemesi gerektiğini,hangilerinin etinin tatlı olduğunu,gerekirse onları daha lezzetli yapacak şeylerin ne olduğunu,nasıl uygulandığını öğreniyor.
   İşini çok sağlam yapıyor büyük insanlık.''Başarının anahtarı yolundan sapmamaktır.'' düşüncesini hemencecik kabullenip amacından sapmamak ve ona en kestirme yoldan gidebilmek için her şeyi yapıyor.İdil Sivaslı denilen bir büyük insanlık örneği de iki aydır bunun en güzel örneğini sergiliyor aslında.
   Kendini fazlaca inandırdığı 'meşguliyet' batağından çıkmayı bir türlü beceremiyor.Önündeki yolları sonlandırmaya çalışırken yoldaşlarına bir selam vermeden koşuyor,koşuyor,koşuyor.Sona doğru nefessiz kalıyor,biraz daha dirençle yolu bitirmeyi başarıyor.Ama bunalım ve nefes darlığı hala sürüyor.İçinde hissettiği vefasızlık ve yoldaşlarından ayrı kalmanın hüznü ile.İşte iki aydır da kafasında kurup kurup hasret kaldığı yoldaşlarına büyük bir selamla önüne çıkacak diğer yola onlarla devam etme gibi bir karar alıyor.
   Büyük insanlık dedik,gelişiyor ve çokça değişiyor haliyle.Güzel geçen gençlik günlerini de bir değişimle ''Bugünümde Gençlik'' adı altında yazmaya devam ediyor.Her anı değerli bu yolculukta umudu yitirmeyenlere kocaman bir selamla.
   Burada olup sizinle kelimeleri paylaşmak muazzam bir şey.Birlikte olacağımız nice yollara diyorum.Umutla kalın,sevgiyle nefes alın.



BÜYÜK İNSANLIK
Büyük insanlık gemide güverte yolcusu
                                        tirende üçüncü mevki
                                        şosede yayan
                                        büyük insanlık.

Büyük insanlık sekizinde işe gider
                                        yirmisinde evlenir
                                        kırkında ölür
                                        büyük insanlık.

Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter
                                        pirinç de öyle
                                        şeker de öyle
                                        kumaş da öyle
                                        kitap da öyle
            büyük insanlıktan başka herkese yeter.

Büyük insanlığın toprağında gölge yok
                                        sokağında fener
                                        penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
                                        umutsuz yaşanmıyor. 

Nazım Hikmet RAN