31 Aralık 2015 Perşembe

Aralık 2015

   Aralık ayını sınav haftasını bitirerek doğum günümle açtım.Tiyatroya gitmeye ve bol kitap okumaya kendimi şartlandırsam da elimde olanlar bir oyun ve altı kitap.Son haftanın 'yine' sınavlara denk gelmesi bir hüzündür benim için.Buna rağmen altı değerli kitap;





1)Maksim Gorki-Küçük Burjuvalar
   En sevdiğimden gelen doğum günü hediyelerinden biriydi Küçük Burjuvalar.Okumaktan çok zevk aldığım bir yazar olması ve Rus Edebiyatını akıcı bulmam başlamadan önce güzel bir yargımın oluşmasını sağladı.Sadece ilk sayfalarda karakterleri karıştırmış olsam da sonrası su gibi geldi.Burjuvaların hayatlarından minik bir kesit verilmiş tiyatro metni halinde.Eğer ilginiz varsa bu güzel seri de hoş duracaktır kitaplığınızda.Öneririm.





2)Stefan Sweig-Olağanüstü Bir Gece
   Yine sevdiceğimden gelen bir hediye ve yine İş Bankası Yayınları.Aşık olunası kapaklarıyla tekrar tekrar okumak isteyeceğim bir kitap daha.Bu seriye yeni eklenmiş,net bir yorum yok kafamda ama Sweig olması sebebiyle de çok zevk aldım okurken ben.












3)George Orwel-Hayvan Çiftliği

   Orwel'in bu kitabını ikinci okuyuşum ve hep aynı güzel hisler.Bunu hep duymuşsunuzdur her ne kadar bir fabl olsa da derin anlamları var diye.Bu derin anlamlar zorlaştırmıyor anlaşılmayı.Kurgudan günümüzdekine benzer bir çok olay çıkaracaksınızdır siz de benim gibi.








4)Yılmaz Özdil-Kadın
   Ve 6 Aralık'ta katıldığım Yılmaz Özdil imza gününden kalanlar.Kadın,dünya üzerinde  haberler ve yorumlarıyla kadınların nasıl bir statüye sahip olduğunu bize net bir şekilde sunuyor.Güncel olan olmayan,ilgimi çeken çekmeyen her sayfasıyla çok değerli bir kitap.Kadın'ı okumanız,hele bir erkekseniz,size çok geniş bir bakış açısı kazandıracaktır.















5)Emily Bronte-Uğultulu Tepeler
   Ve yine bir klasik efsanesi daha.Blogda gördüğünüz gibi her ay klasiklerden okumaya çalışıyorum lakin bu ay denediğim hoş olmadı.Başlangıcının sınav haftasına denk gelmesi,aldığım yayınevinin minicik puntolu beni bir adım uzaklaştırdı kitaptan ve pek anlayamadım kitabı.İleride başka bir yayınevinden edinip tekrar okuyacağım.


6)Franz Kafka-Taşra'da Düğün Hazırlıkları
   Kafka'nın tamamlanmamış romanlarının biraraya getirilmiş bir cildi.Yaz başından beri okunmayı bekledi,neredeyse kitaplıkta eskidi.Kısmet bu ayaymış.Bölümleri okurken Kafka'nın eşsiz tatlara sahip cümleleri çıkarabiliyorsunuz fakat bütün olarak karmaşası olduğu için pek sürdürüp zevk alamadım ben.






Sınav haftasının ortasından,siz bir yılbaşı partisinde delicesine eğlenirken yazıyorum bu yazıyı.Umarım daha olaysız,huzurlu,yazmalı,okumalı bir dene olur.Hepimiz için.Mutlu yıllar.




27 Aralık 2015 Pazar


   Dilek dilemek güzel bir olaydır ve bir çok umut barındırır bünyesinde.Dua ederkenki heyecanlar,yeni yıl gelirkenkiyle bir hayli benzerler bu sebeple hatta.
   Yeni yıla hazırlanırkenki geri dönüp neler yaşadığımızı görmemiz,hissetmemiz ve gelecek olan yıldan daha fazlasını beklememiz.Güzel insanlık meziyetleri mesela.
   Dilek ağacına bir kaç cümle bırakmak ya da ondan geriye sayarken değişik bir hazza bürünmek. Günler öncesinden hazırlık yapıp çevredekiler için kartlar hazırlamak,içtenlikler saklamak.
   Her sene yaptığım bu rutinler daha bir anlamlı görünmeye başlıyor bu yılbaşında.Geçen seneki dileklerimin bir bir gerçekleştikleri yeni fark ettiğim şu zamanlarda.
   Yine inancım ve umudum var sepetimde hala ama geçmiş olacak bu yılı da bir kitap sayfasında saklayasım da var.Muzice gibi bir yıl geçip giderken umut da bir yandan fısıldıyor kulağıma ''Mucizelerin de bir molaya ihtiyacı yok mu acaba?''

18 Aralık 2015 Cuma

   Şu sıralar değişik olaylar dönüyor çevremde.Herkes mutsuz,huzursuz.Bunalıma giriyoruz bir şeyler ters gidince hemen.Mesela ''Boşverelim,hayat kısa.''diye bitiremiyorum cümlelerimi.Boş şeyler olmadığını görüyoruz hayatta ve düşünüyoruz''Hangisi doğru acaba?''.
   Yazının sonu ''Cehalet mutluluktur.''a dönecek gibi duruyor diyebilirsiniz,tam karşısında olduğumu hissetmiyorum bu görüşün şu aralarda.Öğrendikçe doğruları yeryüzünde,tanıdıkça ikiyüzlüler ve 'gerçek'insanları.Bazen keşke diyorum hepimiz gibi.

----Kaçmak istemek gerçeklerden.Her ne kadar bilsek de yanlış olduğunu,huzurdu galiba istediğimiz.Bencillikten kaynaklanan bilmeme hazzı.Beynimizdeki ego kısmının kullanım hatası.Bazen düşünmeme isteği.Bomboş olabilme.Boşverebilme.----

   Bu yüzden değişik oluyoruz galiba.Huzursuz,bunalmış ve mutsuz.Cahil kalıp mutlu olsaydık yeri miydi söylediğim noktada acaba.Ya bilerek mi yaşamak bütün kötü şeyleri.Bir kabustaymışçasına korkarak,cesur olamadığımızdan.
18.12.2015
22.33
----  
   Yürüyoruz.Geçmiş denilen bir şey bırakarak ardımızda.Yürüyoruz bilinmeyen bir zamana,nice mutluluklar,hüzünler bırakarak ardımızda.
   Hızlı gidiyor bu yürüyüş yazmadıkça,anlamsız.Daha da hızlanıyoruz ve artıyor ardımızda bıraktıklarımız.Biriktirmiyoruz yazmadıkça.Kayboluyorlar ve biz de kaybediyoruz hızlanan koşunun içinde.
   Yazmam gerektiğini öğrendim ben.Her ne olduysa geçmişi,yazarak saklamayı.Bazen mısralara,bazen ders kitabının üst köşesine,günlük sayfalarına,klavyede kaydırarak çoğu zaman.Biriktiler sonra 'güzel' bir geçmiş oluşturdular ardımda.Neler yaşadım sorusuna verebileceğim yanıtlar sakladım harflerin arasına ve binlerce hatıra.
   Geçmişi biriktirdim parmaklarımdan akıtarak.Birikmesi gerektiğini fark ettim yukarıdaki gibi.Fark ettim de biriktiremedim bir süre ve yaşayamadım o zamanlarda.Kaybolmuş bir dilim.Bembeyaz bir sayfa günlükte bir o kadar da puslu hafızada.
   Diyeceğim o ki,sayfalarımız kararsın belleklerimiz yerine.Mürekkepler,klavye şahit olsun ömrümüze.En güzel zamanlamadır harflerin itirafı bir gün.En güzelidir yazabilmek uzun zaman sonra.Yaşamı hissettirdiği için,iliklere kadar.

8 Aralık 2015 Salı

   Sonbahar geçmekte bahçelerden,giysi dolaplarından,telefon galerilerinden.Sonbahar geçmekte ve götürmekte güzelliklerini,getirmekte kış;tir tir titreten Ankara soğuğunu.
   Sonbahar bitiyor da bizde de bir şeyler bitiyor galiba.Bu sonbahar benim için eskileri gibi değildi mesela.Ruhumun bir ihtiyaç haline getirdiği kısacık bir yazı bile yazamamışım ki bu yazıyı yazmamı sağlayacak olan ruhumu bulamamışım bir mevsim boyunca.
   Sonbahar bu sene de sonlanıyor,uzun sürecek olan yeni bir döneme giriyoruz ve ben bu sene hiç sarı yapraklara karşı oturup kahve içtiğimi hatırlamıyorum.
   Bu mevsim bitiyor yine ben sayfalarca şiiri hissedemiyorum.Fark ediyorum ters gittiğini bir şeylerin ve bittiğini sonbaharın.Bize el sallayarak soğuk yollayan bir kışı karşılayacağımı.
   Her ne kadar bu defa bir şeyler farklı gitse de hakkıyla veda etmek gerek,her defasında anlayamadığım sonlanmalara bir çentik daha atarak.Özletme kendini sonbahar.Başlamaktır tekrardan, en sevdiğimiz.