31 Ağustos 2015 Pazartesi

Ağustos 2015

   Ağustos aynın başında Türkiye'de olmadığımdan ve geldikten sonra ciddi bir readingslump'a yakalandığımdan dolayı sadece beş kitap okuyabilmişim.Üzücü de olsa...



1)Oya Baydar-O Muhteşem Hayatınız
   Türkiye'ye geldikten sonraki depresyon dönemimi (!) atlatmamı sağlayan bir kitap.İncelemesi de burada.







2)Anton Çehov-Vişne Bahçesi
   Çehov'un eserlerini okumaktan ve izlemekten çok hoşlanan bir insanım.Vişne Bahçesi'de sahne yorumunu izlemek istediklerim arasına girdi.







3)Gabriel Garcia Marquez-Benim Hüzünlü Orospularım
   Hüzünlü orospular ve hayatının son demlerine yaklaşmış,doksan yaşına bir adamın hikayesi.Kitaplarında geçen terimleri ilgimi çektiği için okumayı çok sevdiğim bir yazar.Benim Hüzünlü Orospularım'da da sürükleyici ögeler fazla değil fakat inceliğinden dolayı bir günde de bitirilebilir



4)Montaigne-Yazmak
   Montaigne'den yine bir deneme kitabı.Deneme okumaya dayanamayan,benim gibileri için gayet ideal bir kitap.Hem sıkılmadan bitirebilir,hem de Montaigne'nin yazmak hakkındaki bir çok görüşünü okuyabiliriz.



5)Yusuf Tosun-Umut Postası
   Kitap;Yusuf Tosun'un gezip gördüğü yerlerden okuyuculara yolladığı mektuplardan oluşuyor.Gezi yazısı niteliğindeki mektupları okurken çok zevk aldığım söylenemez.Her ne kadar gezi yazılarını çok sevsem de,beni pek içine çekemedi açıkçası.

29 Ağustos 2015 Cumartesi

Colchester

   Biteli üç hafta olan seyahatin yavaş yavaş gelen yazılarında Colchester ile tekrar merhaba.
   Colchester,bulunduğumuz Essex eyaletinin tarihi birçok ögeye sahip olan ve en hızlı gelişmiş kenti.Chelmsford'a bir saatlik mesafede bulunan bu şehre olan gezimiz yarım gün olduğundan dolayı,ekibin hazırladığı program ,pek de zengin değildi.Bu kısacık programa,Colchester Castle ile başlıyoruz.

  COLCHESTER CASTLE


11.yüzyılda inşa edilmiş bu kale;Britanya'daki en büyük Normandiyalı kalesi imiş.

Kalenin etrafını turladıktan sonra yolun karşısındaki müzeye geçiyoruz.
-
Colchester Castle'a bağlı bu müze;içinde bir çok hayvanın dondurulmuş halini,dişlerini,kemiklerini barındırıyor.Odalar haline düzenlenmiş olan deniz yaşamı,çöl yaşamı gibi çeşitli sunumları inceliyoruz.






Müze gezisinin sonuna geldiğimizde ekibin hazırladığı program da sona ermiş oluyor.Ardından gelen serbest zamanda bol bol alışveriş ve bol bol fotoğraf.


Colchester Town Center'daki kilisede düzenlenen evlilik töreninden yakalayabildiğim

Bu fotoğrafın anlamı biz,grubumuzdaki Türk kızları için çok büyük.Size de bir öneri;eğer Nandos'a giderseniz kırmızı et yemeyin.(Kendisi tavuk restoranıdır zaten.)Frozen Yogurtlarını da benim yerime tekrar tadınız derim.

Albümde rast gelince de belirteyim dedim.İngiltere'deki kartpostal,doğum günü kartı,davetiye vs düzenine hayran kaldım.Aradıklarınızın hepsini ile ilgili kartlar bulabileceğiniz dükkanlar en kolay bulunanları.(Dönüşte valizimin çoğunda kartların bulunması bu yüzdendir.)

   Kısa süreli olan Colchester gezimiz serbest zaman ile sona eriyor.Geri kalanlarsa güzel anılar,fotoğraflar ve bu yazı.Sırada bekleyen London yazısı uzunluğuna oranla biraz gecikebilir.Bunun için de özür dilerim.Hepinize tekrardan güzel tatiller.


21 Ağustos 2015 Cuma

Chelmsford

   Merhabalar.Program sırasında yeterince zamana sahip olamadığımdan sizi bu yeşil cennetiyle tanıştırmayı geciktirdiğim için çok özür diliyorum.
   Kaldığımız Writtle College,Chelmsford şehir merkezine yürüyerek kırk beş dakikalık bir mesafedeydi.Yürürken bize eşlik eden ağaçlardan,filmlerdekilere benzer patikala yollardan,ilk gördüğümde bana My Mad Fat Diary'dekileri anımsatan müstakil evlerden ve tabiki başımızın üstünden bize eşlik eden sineklerden (!) çok hoşlandığımızdan dolayı dört gidişten üçünü yürüyerek yaptık.İkinci gidişimizde hem şehri daha iyi tanıyabilmek adına,hem de vaktimizi güzel değerlendirmek için kurs ekibinin bize hazırladığı haritaları edindik.Haritada dört farklı zone vardı.Green,Yellow,Blue ve Red olarak isimlendirilen zonelarda yapmamız gerekenler;kitapçıkta bize ip uçlarıyla tarif edilen yeri bulmak ve sorulan soruları cevaplamaktı.İlk önce içinde bulunduğumuz Central Park'ta bulunan ip uçlarına sahip Red Zone'dan başladık.

CENTRAL PARK

Oyun parkları,cafeler,mevsiminde balık tutabileceğiniz bir gölet;göletin içinde kuğular ördekler,soldan gittiğiniz sürece susmayacak bisiklet düdükleri,her tarafınızda belirebilecek koşucular ve bin bir çeşit ağacın,bitkinin olduğu yeryüzü cenneti.







   Grupca Red Zone'daki görevimizi üçüncü sırada tamamlayarak kısa bir dinlenme molasından sonra Chelmsford Cathedral ve çevresini kapsayan Blue Zone'a geçtik.

CHELMSFORD CATHEDRAL

   Oynadığımızı bir sürat oyunu haline getiren diğer gruplardan dolayı içine giremediğimiz bu katedral;halka açık,büyük bir bahçeye sahipti.Vaktimizin çoğunu,görevlerden dolayı,bahçedeki ve girişteki heykelleri anlamaya çalışarak geçirdik.
   Görevler tamamlandıktan sonra bahçede bir mola daha verip bizi cadde cadde koşturacak,yerli sanıp bir sürü insanı durdurmamıza sebep olacak Green Zone'a geçiyoruz.
   Duke Street boyunca etrafımıza göz atarak yürüyoruz.İstenilen tiyatroyu,bu küçük şehir için büyüklüğüne hayran kaldığım,bulduktan sonra The Civic Centre'a.

THE CIVIC CENTRE
   Burası Chelmsford Şehir Konseyi görevlilerinin evi.(Kitapçıktan edindiğimiz bilgilere göre Chelmsford 2012'ye kadar şehir değilmiş.)Bu evin de sağını solunu güzelce inceleyip görevi tamamladıktan sonra sırada Marconi Plaza.(Fotoğraf alıntıdır.)

MARCONI PLAZA

   İtalyan mucit Gugielmo Marconi tarafından kurulan ilk radyo fabrikası. Bu nedenden dolayı burası 'Birthplace of Radio' yanı Radyonun Doğduğu Yer olarak bilinirmiş.Buradaki işimizi tamamlayıp kısa bir moladan sonra sonuncusu olan,Yellow Zona gidiyoruz.(Üzülerek söylüyorum ki bu fotoğraf da alıntı.Galiba aceleden telefonu elime alamamıştım şu sıralar.)

  Bu zone'da çarşıya giriyoruz.Çok sevdiğim High Street'ten yürüyerek bir köprü geçiyoruz.Nehre yakın olan Giraffe isimli bir cafenin yanında bulunan heykel sayesinde son görevimizi de yerine getirip bitiş noktasına koşuyoruz.


Ve şehri çok daha iyi tanımamızı sağlayan bu oyunu üçüncü sırada sonlandırdıktan sonra serbest zamanda alışveriş yapıyoruz.Vakit bulamadığımdan çekemediğim fotoğrafların acısını çıkarıyorum ben de.
Halk pazarında çiçek standı

Canım İngiltere'nin kitapçılarında bize sunduğu kazık fiyatlar yüzünden alamadıklarımız.Olsun telefon hafızalarımız sahip bari ellibeş sene bekleten şu güzelliğe.


Sadece Chelmsford değil,İngiltere'nin genelinde resim sokaklarda çok desteklenen bir sanat.Bu da High Street'te bulunan benim favorim.




 Şehir merkezine geldiğimiz ikinci günü Essex Police Museum ile başlatıyoruz.

ESSEX POLICE MUSEUM
   Şehir çarşısının on beş dakikalık bir mesafe kadar uzağında olan bu müze,içinde geçmişten bugüne taşınan polis kelepçelerini,üniformaları,balmumu polis heykellerini,çocukların ilgisini çekebilecek dedektif hikayelerini barındırıyor.İçerideki vaktimizin çoğunu fotoğraf çektirmeye ayırıyoruz fakat bu hatıra parmak izimizi almamıza engel olamıyor.Doctor Who seven arkadaşlar için bir çok policebox figürüne sahip hediyelikler alacabileceğimiz stantlarla son buluyor müze.



Bu günden sonraki bütün şehir merkezleri ziyaretlerimizi alışverişler doldurdu.Telefon hafızalarımızı da bu güzel şehrin eşsiz fotoğrafları.