Kaldığımız Writtle College,Chelmsford şehir merkezine yürüyerek kırk beş dakikalık bir mesafedeydi.Yürürken bize eşlik eden ağaçlardan,filmlerdekilere benzer patikala yollardan,ilk gördüğümde bana My Mad Fat Diary'dekileri anımsatan müstakil evlerden ve tabiki başımızın üstünden bize eşlik eden sineklerden (!) çok hoşlandığımızdan dolayı dört gidişten üçünü yürüyerek yaptık.İkinci gidişimizde hem şehri daha iyi tanıyabilmek adına,hem de vaktimizi güzel değerlendirmek için kurs ekibinin bize hazırladığı haritaları edindik.Haritada dört farklı zone vardı.Green,Yellow,Blue ve Red olarak isimlendirilen zonelarda yapmamız gerekenler;kitapçıkta bize ip uçlarıyla tarif edilen yeri bulmak ve sorulan soruları cevaplamaktı.İlk önce içinde bulunduğumuz Central Park'ta bulunan ip uçlarına sahip Red Zone'dan başladık.
CENTRAL PARK
Oyun parkları,cafeler,mevsiminde balık tutabileceğiniz bir gölet;göletin içinde kuğular ördekler,soldan gittiğiniz sürece susmayacak bisiklet düdükleri,her tarafınızda belirebilecek koşucular ve bin bir çeşit ağacın,bitkinin olduğu yeryüzü cenneti.
Grupca Red Zone'daki görevimizi üçüncü sırada tamamlayarak kısa bir dinlenme molasından sonra Chelmsford Cathedral ve çevresini kapsayan Blue Zone'a geçtik.
CHELMSFORD CATHEDRAL
Oynadığımızı bir sürat oyunu haline getiren diğer gruplardan dolayı içine giremediğimiz bu katedral;halka açık,büyük bir bahçeye sahipti.Vaktimizin çoğunu,görevlerden dolayı,bahçedeki ve girişteki heykelleri anlamaya çalışarak geçirdik.
Görevler tamamlandıktan sonra bahçede bir mola daha verip bizi cadde cadde koşturacak,yerli sanıp bir sürü insanı durdurmamıza sebep olacak Green Zone'a geçiyoruz.
Duke Street boyunca etrafımıza göz atarak yürüyoruz.İstenilen tiyatroyu,bu küçük şehir için büyüklüğüne hayran kaldığım,bulduktan sonra The Civic Centre'a.
THE CIVIC CENTRE
Burası Chelmsford Şehir Konseyi görevlilerinin evi.(Kitapçıktan edindiğimiz bilgilere göre Chelmsford 2012'ye kadar şehir değilmiş.)Bu evin de sağını solunu güzelce inceleyip görevi tamamladıktan sonra sırada Marconi Plaza.(Fotoğraf alıntıdır.)
Burası Chelmsford Şehir Konseyi görevlilerinin evi.(Kitapçıktan edindiğimiz bilgilere göre Chelmsford 2012'ye kadar şehir değilmiş.)Bu evin de sağını solunu güzelce inceleyip görevi tamamladıktan sonra sırada Marconi Plaza.(Fotoğraf alıntıdır.)
MARCONI PLAZA
İtalyan mucit Gugielmo Marconi tarafından kurulan ilk radyo fabrikası. Bu nedenden dolayı burası 'Birthplace of Radio' yanı Radyonun Doğduğu Yer olarak bilinirmiş.Buradaki işimizi tamamlayıp kısa bir moladan sonra sonuncusu olan,Yellow Zona gidiyoruz.(Üzülerek söylüyorum ki bu fotoğraf da alıntı.Galiba aceleden telefonu elime alamamıştım şu sıralar.)
Bu zone'da çarşıya giriyoruz.Çok sevdiğim High Street'ten yürüyerek bir köprü geçiyoruz.Nehre yakın olan Giraffe isimli bir cafenin yanında bulunan heykel sayesinde son görevimizi de yerine getirip bitiş noktasına koşuyoruz.
Ve şehri çok daha iyi tanımamızı sağlayan bu oyunu üçüncü sırada sonlandırdıktan sonra serbest zamanda alışveriş yapıyoruz.Vakit bulamadığımdan çekemediğim fotoğrafların acısını çıkarıyorum ben de.
Halk pazarında çiçek standı
Canım İngiltere'nin kitapçılarında bize sunduğu kazık fiyatlar yüzünden alamadıklarımız.Olsun telefon hafızalarımız sahip bari ellibeş sene bekleten şu güzelliğe.
Sadece Chelmsford değil,İngiltere'nin genelinde resim sokaklarda çok desteklenen bir sanat.Bu da High Street'te bulunan benim favorim.
Şehir merkezine geldiğimiz ikinci günü Essex Police Museum ile başlatıyoruz.
ESSEX POLICE MUSEUM
Şehir çarşısının on beş dakikalık bir mesafe kadar uzağında olan bu müze,içinde geçmişten bugüne taşınan polis kelepçelerini,üniformaları,balmumu polis heykellerini,çocukların ilgisini çekebilecek dedektif hikayelerini barındırıyor.İçerideki vaktimizin çoğunu fotoğraf çektirmeye ayırıyoruz fakat bu hatıra parmak izimizi almamıza engel olamıyor.Doctor Who seven arkadaşlar için bir çok policebox figürüne sahip hediyelikler alacabileceğimiz stantlarla son buluyor müze.
Bu günden sonraki bütün şehir merkezleri ziyaretlerimizi alışverişler doldurdu.Telefon hafızalarımızı da bu güzel şehrin eşsiz fotoğrafları.































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder