17 Mayıs 2016 Salı

Tecrübeler...
   Her gün binlercesini tattığımız ve sırada bekleyenleriye tecrübeler.Hayatı 'yaşarken' bize arta kalan en büyük hediyeler.
   İlk nefesini almaya başladığı andan itibaren başlıyor tecrübelenmeye insan.Yemeğine bakıyor,annesini tanıyor.Öğreniyor sonra,görüyor insanları.Büyüyümeyi tadıyor.Zevkine bakacak iken ağzına bir çürük badem kaçıyor.O da bir tecrübe.
   Yağmurlu günde eve sırılsıklam dönmesi bir tecrübe.Kollarında ağladığı insanları yanında bulamamak bir yara,uğruna ağladıklarını kaybetmek hüsran.Sırayla öğreniyor bunları.Yazıyor 'yaşanmış'lar listesine,tecrübe olarak.
   Yeri geliyor sonra.Soruyor sana hayat ''Ne yaşadın?Neler verdim sana şu zamana kadar?''.Öyle bir an geliyor ki fark etmiyorsun hayatın senden sunmanı istediği şeyleri.Unutuyorsun küçücük hayatında edindiğin binlerce tecrübeyi.Sonrası bir takım yaşanmamışlık.
   Bazen de daha sırası gelmeden veriyorsun bazılarını.Yersiz ve zamansız.Diğer bütün toy insanlar gibi.'Daha öğrenilecek çok şey var.'
   Bu döngü böyle sürüp gidiyor,sen yılıp bu isteği ayırdına zamanında varana kadar.O zaman geldiğinde de Sezar ve Brütüs sahneden inmiş oluyor.
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne b
en sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz..
N.Hikmet - 1933



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder