14 Eylül 2015 Pazartesi

London



Ve seyahatimin en heyecanlı,en yorucu bir o kadar da zevk verici dört günü.Gitmeden önce yapıtlarını,mağazalarını,sokaklarını beğeneceğimden emindim;fakat sonunda hayran kalacağım bir şehir olacağını bilmiyordum.
   Beş yüz fotoğraf ve yüz videoyla ölümsüzleştirmeye çalıştığım Londra'daki dört
günde nereleri gördüm?




1)WESTMINSTER ABBEY
Önünde durduğumuzda Big Ben'i London Eye'ı ve bir sürü telefon kulübesini,kısacası temsili Londra'yı görebildiğiniz,Darwin ve Newton gibi değerli kişiliklerin mezarlarının bulunduğu kilise.Biz gittiğimiz sırada dış duvarları yenileme olduğundan fotoğraflar pek hoş olmamışlar.Bu nedenle alıntı paylaşıyorum.


2)BUCKINGHAM PALACE
   İngiliz kraliyet ailesinin 775 odalı,gösterişli sarayı.(Bu gösterişi Aksaray'a benzetmemek elde değil.)Biz gittiğimiz sırada Elizabeth'in içeride olduğunu belirten bayrak çekiliydi ve yine zamanlamamızdan dolayı kraliyet askerlerinin nöbet değişimlerini izleyebildik.Bu denli değerli bir mekanın turistlere açık olması beni de hayran bıraktı açıkçası.




Bizlerin en çok ilgisini çeken şey kraliyet askerleriydi.Hatta bazılarıyla kısa sohbetler bile edebildik.









                                   







Ve evet.Atların hepsine kadınlar biniyor.




3)TRAFALGAR SQUARE
National Gallery'nin bahçesi de diyebileceğimiz bu meydan,bir çok sokak sanatçısına sahne oluyor.(Londra'da en çok hoşuma giden şeylerden bir de buydu.Sokak sanatçılarına çok büyük bir destek var.)Buraya geldiğimizde sırf bir pandomim sanatçısını izleyebilmek için galeriye giren gruptan ayrılmıştık.Ve tabiki değdi.

(Videoyu izleyiniz.)





4) THE NATIONAL GALLERY
   Trafalgar Square'de bulunan,2300'den fazla parçaya sahip,yılın 361 günü ücretsiz girişi olan;Londra'nın en popüler galerilerinden biri.Hem fazla zamanımız olmamasından,hem de çok büyük bir alana yayılmış olduğundan tamamını gezemedik,ki gezmeye kalksak iki günümüz giderdi sanıyorum.Burada da zamanımızın çoğunu fotoğraf çekmeye harcadık.













Londra'da ilk günümüzün planlanan kısmı burada sona erdi.Ardından aldığımız uzun süreli serbest zamanda gittiğimiz yerler;
5)M&Ms WORLD
   Londra'ya gidecek olan M&Ms aşığı bir kişinin tüm mal varlığını yatıracağı mağaza.Aşık olunabilecek tasarımların bulunduğu bu yerde,fiyatlar da gayet aşık olunası.







6)PICCADILLY CIRCUS
   Londra puzzlelarına,tablolarına malzeme olan,Eros heykelinin bulunduğu meydan.Burada da,her yerde olduğu gibi,sokak sanatçıları gayet fazla ve bir çok sokağa buradan girebiliyorsunuz.


6)CHINESE TOWN
   Çin restronanlarının ve Çin kültürüne ait öğelerin bulunduğu sokaklar.Yürürken kulağınıza gelen çince müzikler,her köşe başında gösteri yapan dansçılarla karşılaşabilirsiniz.(Burada bir çok yelpaze dansını izleme fırsatmız oldu.)

Londra'daki ilkgünümüz böyle sonlanıyor.Bir hafta sonra aynı gün gezimize kaldığı yerden devam

7)TATE MODERN
   Yine içinde bir çok değerli eseri barındıran bir müze.Dinlenme alanının bize sunduğu rahatlığından dolayı,telefonumu bir köşede şarja bırakıp gezintiye çıktığım için pişman olduğum,ilgimi fazlaca çekenleri malesef fotoğraflayamadığımdan dolayı bir daha gitmek istediğim bir yer.(Şu seyahatte en çok üzüldüğüm noktalardan biri.)





   Ve Tate Modern'den sonra British Museum'a geçerken ünlü Londra metrosuyla kısacık bir tanışmamız oluyor.İyiki de olmuş diyorum şimdi,çünkü sokaklarda dolaşmasaydıkulaşımı küçücük bir servisin içinde yaparsaydık Londra'yı bu kadar iyi tanıyamazdık.İnanın adım adım gezmek,otobüs camından ya da fotoğraflardan gördüğümüzden bin kat daha değerli.
   Bu arada herkes gibi ben de Londra metrosunu çok beğendim.Her ne kadar kısacık bir mesafe için yüz kere aktarma yapıp her defasında kaybolma tehlikesi geçirsek de.




Merdivenlerin sol tarafının acelesi olanlara ait olduğu kuralı,en çok itaat edileni.


8)BRITISH MUSEUM
Bir çok kültüre ait koleksyonların bulunduğu,büyüklüğüyle bütün enerjimizi sömüren bir müze.Buranın da tamamını gezmeye hem fırsat hem de derman bulamamıştık.
 ''PLEASE TOUCH''









9)MADAMME TUSSAUDS
   İçinde Atatürk'ün de olduğu,bir çok ünlünün balmumlarının bulunduğu müze.Giriş sırası hayli fazlaydı ama biz randevulu olduğumuz için hemen girebildik ardından hemen fotoğraf çekinmeye başladık.Biri Londra'nın balmumlarıyla tasvir edilmiş olduğu üç boyutlu bir tura çıktık.Beş dakika süren bu turda İngiliz kültürüne ait bir çok şey görebildik.(Yine üç boyutlu bir tane daha tur vardı fakat vakit sorunundan ona katılamamıştık.) Galiba hafızamı da burada doldurmuştum.



















Londra'daki ikinci günümüz Madamme Tussauds'ta sona eriyor.Üçüncü günümüz programı da alışveriş için düzenlenmişti.Üçüncü günde,yarım günümüzün hepsini Westfiels Mall'da harcıyoruz.
10)WESTFIELD MALL
Aklınıza gelebilecek her mağazayı bulunduran,çok büyük bir alışveriş merkezi.(Marka düşkünü olan bir insan olmadığımdan beni pek de cezbetmedi.).Kapalı mekanlarda alışveriş yapmayı sevmediğimden ve buranın da ayrı bir kalabalığı olduğundan bana pek hoş gelmemişti.Ayrıca klasik bir alışveriş merkezinden bir farkını görmediğim için de çok fotoğraf çekmemişim.(Altaki de alıntı.)

11)LONDON EYE
Londra'daki üçüncü gün,diğer ikisinde olduğu gibi,otobüsün bizi London Eye çevresinde bırakmasıyla başlıyor.Diğerlerinden farklı olarak,üçüncü günde,kendi isteğimizle ücretini karşılayıp randevu aldığımız London Eye'a biniyoruz.London Eye bildiğiniz gibi tek kabinine yirmi beş kişi alabilen,her bir seferinin kırk beş dakika sürdüğü,büyüklüğüyle de ünlü olan dönme dolap.Bu kırk beş dakikalık sefer bize Londra'yı tepeden fotoğraflamamıza yardımcı oluyor.(Bu yüzden burada da bir hayli fotoğraf çekmişim.)







12)HYDE PARK
   Hyde park,Londara'nın en büyük kraliyet parkı ve dünyada bilinen en büyük parklardan biriymiş.Bu kadar büyük olması,kalabalığı belli etmemesini de sağlıyor.Biz de öğle yemeğimizi buradaki ağaçlardan birinin gölgesinde yemiştik.

(*ilk fotoğraf alıntı)
13)HARD ROCK CAFE LONDON/ROCK SHOP
   Hard Rock Cafe'nin Londra'daki şubesi.Gerek zamansızlıktan,gerek kapı önündeki sıradan,gerekse fiyatları az çok tahmin edebildiğimizden sadece Rock Shop'u gezebildik.Mağazanın duvarları önemli koleksyon parçalarıyla dekore edilmiş,kulağınızda bir rock müzik.Lakin bunların hiç biri fiyatların can yakıcılığını değiştirmiyor.


14)CAMDEN TOWN
   Camden,Londra'nın alışılagelmiş düzeninden baya farklılıklar gösteren bir semti.Pazarında bir çok kıyafeti,kitabı,plakları,albümleri uygun fiyata bulabileceğiniz standlar var.Dükkanlarını da bizim Kızılay Karanfil'deki pazarlara da bir hayli benziyor.



15)OXFORD STREET
   Camden Town'dan sonraki ve son durak Oxford Street.(Üniversite olan değil.)Yüzlerce markanın ve bir çok sokak sanatçısınınn bulunduğu Oxford Street'te hediyelik eşyaların fiyatı,diğerlerine kıyasla daha ucuz.Hem bundan,hem de alışveriş için son durağımız olduğunda paramın büyük bir kısmını burada harcadım.(Alışveriş yapmaktan fotoğraf çekmeye pek vakit bulamamışım burada da.)



Ve Londra'da dördüncü günümüz de böyle sonlanıyor.Sıradaki son buluşmamızda,gözyaşlarıyla dolu bir vedalaşma yaşıyoruz tren garında.Beni çok şaşırtan,kendine aşık eden şehir;tekrar Londra!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder