Temmuz 2004
159 sayfa
---

''Sanki hiç vedalaşmamışım herhangi biriyle...Sanki hiç özlemiyorum...Kimseyi...
Yazlıklardan ayrılanlar güneşten solmuş tişörtlerinin omuzlarında getirirlerdi küçük yaz aşkının ayrılığını...Mektuplarda,arada bir güçlükle açılan telefonlarla yaşatılırdı biraz daha...
Yaz bitimi,20'li yaşlarım başlayana dek daha derin acıtırdı kalbimi ve o zamanlar daha çabuk onarabilirdi kalbim kendini.
Bir ayrılığın;uzun bir yola çıkmanın,bir şehre son kez bakmanın burukluğu ile baş etmeyi öğrendim sonunda..''
Ve evet.Sonunda haftanın ikinci yazısını ekleyebiliyorum.Kitabı bir kaç gün önce bitirmiştim fakat vakit bulup da bir türlü yazıyı yazamamıştım.
Şu aralar çok ziyaret ettiğim sahaftan yaptığım yüklü bir alışverişin sonunda ilk olarak Yaz Bitmesin'i okumayı seçtim.Bundan önce hiç İclal Aydın okumamış olmam ve kitabın 1. baskı olması bu seçimimdeki en büyük etkenlerdi.
Kitabı büyük bir zevk alarak okudum.Anlatımın duru olması ve bahsedilenlerin içinde kendimi bulmam bir günde tüm kitabı bitirmeme neden oldu.(Çok sevdiğim şeylerin hemen bitmesinden hoşlanmam.)
Beni rahatsız eden noktalardan biri bölümlerde tam konuya yeni adapte olabilmişken bölümün bitmesi oldu.Anlatılmak istenilen anlaşılıyor fakat,deyim yerindeyse tadı damağımızda kalıyor.
Ve rahatsız olduğum diğer nokta da bazı bölümlerdeki eleştiri cümleleri.Eleştiri olayını genel olarak sevmememden dolayı da olabilir,bana birazcık fazla geldi.Sanki olmamalıymış gibi.
Bitmemesini istemediğimiz her şey gibi çabucacık bitti.
Yaz bitmesin...

First comment
YanıtlaSil